14-12-2020 Konuk Yazar

Devlet!... 

1984 yılında İstanbul'da üniversiteye başlamamın birkaç ay sonrasında Bolu'ya tatile gittiğimde babamın, "Oğlum...Devlete sataşma" sözleriyle karşılaştım.

1921 doğumlu, okuma yazmayı askerde öğrenmiş Musa babam ( merhum) ön sezgileriyle Kamu Yönetimi okuyan oğlunun başta Marksizm olmak üzere derin mevzuları ders olarak okuyacağını hissetmişti.

Mübeccel Kıray başta olmak üzere devleti sorgulayan, o günün Türkiyesi'ndeki bütün önemli isimlerin kitap, ders notu ve asistanları ile 4 yılı tamamladık.

Kırsal kesimden gelmem, toplumsal sınıfları sürekli sorgulamama neden olsa da, Sultanahmet ve Yeni Cami vaazlarını da dinleyerek, üniversite- gelenek dengesinde işi götürdüm.

Hiçbir zaman, devlet, sistem düşmanlığı yapmadım.

Yarım asırlık ömrümde otoriteye saygım hep yüzde 51 idi.

Özelikle son yıllarda, uluslararası şirketlerin oyuncağı haline gelen devletleri görünce ürperiyorum.

Dünya Sağlık Örgütü'nün hisse senetlerinin borsada satışa çıkışından sonra, ilaç şirketlerinin bu hisselerin yüzde 80'nini ele geçirdiğini yeni öğrendim...

Devlet!...

Musa babamın kutsalı.

Ve 18 yaşımdaki haliyle, bana babalık nasihati...

Devlet!...

Ben sana bir defa bile saygısızlık yapmazken, sen beni ne çabuk sattın...

Hele şu Corona sürecinde insan olarak bana yaşattıkların?...

"Satılık " levhasını boynuna asmak üzereyim.

(Konuk yazar: Seyfi Alp, Frankfurt-Almanya)


Bu yazı 137 defa okunmuştur.



Konuk Yazar Diğer Yazıları
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Namaz Vakitleri