16-04-2021 Konuk Yazar
Konuk Yazar

Konuk Yazar

1940 ‘TAN 1954’ E - VARDAN YOK EDİLEN KÖY ENSTİTÜLERİ

                                                               

17 Nisan 1940’ta CHP iktidarının Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel, Türk milletine özgü yeni eğitim kuruluşları ile köy eğitimi sorununu çözmek üzere, “Köy Enstitüleri” kurulması tasarısını Meclis’e getirir ve Meclis’te hararetli tartışmalar sonunda 148 ret oyuna karşılık 278 oyla tasarı kabul edilir.

Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel kanunun gerekçesini meclis konuşmasında şöyle anlatır. (1) 

“…Bizim nüfusumuz 17 milyondur. 4 milyona yakın insanımız şehirlerde oturur ve 13 milyon halkımız köylerdedir... 13 milyon köylü nüfusuna mukabil 370 bin çocuk okutmaktayız. Hükümetimiz köy muhitindeki evlatlarımızı yüz yüze okutmak için emek sarf etmiştir. Bu kanun o emeğin ifadesidir…”

24 maddelik kanunun (2): 1nci maddesi Köy Enstitüsünün kuruluş amacını açıklamaktadır. “Köy öğretmeni ve köye yarayan diğer meslek erbabını yetiştirmek üzere ziraat işlerine elverişli arazisi bulunan yerlerde, Maarif Vekilliğince köy enstitüleri açılır.”

3ncü maddesinde tahsil müddetinin en az 5 yıl olacağı, öğrencilerin tam devreli köy ilkokullarını bitirmiş sıhhatli ve müstait köylü çocukları seçilerek alınacağı belirtilir.”

5nci madde de mezun olarak öğretmen tayin edilenlerin mecburi hizmet süresini 20 yıl olarak belirlerken süreyi tamamlamadan ayrılanların devlette başka hizmete tayin edilmeyecekleri gibi bulundukları sürede yapılan masrafın iki katı kendilerinden alınacağı şartı vardır.”

6ncı madde ise öğretmenlerin görevlerini belirtir: Köy enstitülerinden mezun Öğretmenler, tayin edildikleri köylerin her türlü öğretim ve eğitim işlerini görürler. Ziraat işlerinin fennî bir şekilde yapılması için bizzat meydana getirecekleri örnek tarla, bağ ve bahçe, atölye gibi tesislerle köylülere rehberlik eder ve köylülerin bunlardan istifade etmelerini temin ederler.

3ncü maddedeki tam devreli köy okulları konusunu açmak üzere 1933-1935’ lere gitmek gerekir. Bu süreç o tarihlerde çalışmaların içinde bulunmuş ve katkı vermiş olan Şevket Süreyya Aydemir tarafından şöyle anlatılır. (3)

“Bizzat Mustafa Kemal’den ve İsmet Paşa’dan aldığı direktiflerle hareket eden Maarif Vekili Dr. Reşit Galip, muhtaç olduğumuz köy muallimlerini süratle yetiştirme yollarını araştırmak üzere özel bir komisyon kurdu. Komisyona, teklif ettiğim Köy Muallimleri Yetiştirme Müessesinin adı “Mıntıka Muallim Mektepleri” olacaktı. Bunlar şehirler dışında ve köylük bölgelerde yer alacaktı. Yalnız o mıntıka için ve köy ihtiyaçlarına göre muallim yetiştirecekti.Bu mekteplerde, yarı ders günü dershanede, yarısı da iş ve tatbikatta geçecekti. Her mektep bölgenin hususiyetine göre bir zirai işletme olacaktı. İlk mektebin kurulacağı yer Balıkesir Kepsut Nahiyesi’dir” Rapor hazırlanır ve onaylanır. Dr. Reşit Galip bir süre sonra bakanlıktan ayrılır, 1933 yılında hazırlanan Köy Enstitülerini var etme yolunda ilk çalışmanın ürünü olan bu rapor daha sonra başlayacak yeni çalışmada göz önüne alınır…

1936 yılında Mustafa Kemal Atatürk Başkanlığı’nda Çankaya’da dönemin Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan ve İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç’un katılımıyla eğitim üzerine toplantı gerçekleştirilir. Toplantıda Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün direktifi açık ve nettir ‘Biz Cumhuriyet’i köylere götüremedik. 40 bin köyün 35 bini okul ve öğretmensiz. Bir çözüm bulalım, konu ile ilgili proje geliştirin. Ordudan terhis edilmiş açıkgöz onbaşı ve çavuşlardan bu mevzuda yararlanılması mümkündür.”Bu istek üzerine çalışmalara başlayan İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç geliştirdiği projeye göre, “askerliğini başarıyla yapmış çavuş ve onbaşıların çok kısa sürede altı aylık kurslardan geçirilecek, köylerde eğitmenlik yapacak şekilde yetiştirilecekti.” Proje kısa süre içerisinde başlatılır eğitmen kursundan, Köy Öğretmen Okullarına geçişle sayıları 7 bini bulan bu eğitmenler köylerde göreve başlar…

Köy Enstitülerini var etme yolunda 2 nci aşamada geçilmiş, Atatürk’ün ”Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür” sözleriyle baş tacı ettiği köylü vatandaşı eğitim seviyesinin daha da yükseltilmesi hedefine ulaşacak üçüncü aşamayla 1940 da Bakan Hasan Ali Yücel ve İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç’un Köy Enstitüsü projesi 3ncü aşama ile hayata geçer. Köy Öğretmen Okulu olarak açılanlar Köy Enstitüsüne dönüştürülür. Sayıları hızla çoğalır. 19 Haziran 1942’de Örgütlenme Yasası, 1943’de Sağlık Elamanı Yetiştirme Yasası çıkar. 1942’de sistemin üst kurumu olan Yüksek Köy Enstitüsü açılır. Böylece köylerde uygulanacak okullaşma sistemini de içine alacak olan Köy Eğitim Sisteminin “Köy Enstitüler Sistemi” yasal dayanakları tamamlanmış olur.

Kurulan 21 Köy Enstitüsündeon binlerce öğretmen, binlerce sağlık memuru, yüzlerce yüksek köy enstitülü yetiştirilir. Enstitülerde 306 bina bizzat öğrenciler tarafından yapılır 16sına elektrik öğrencilerin çalışması ile bağlanır. 15 bin dönüm arazi işlenip ekilir, 750 bin ağaç dikilir, 1500 dönüm orman meydana getirilir, 1200 dönüm bağ dikilir, 9bin baş hayvana bakılır. Öğrencilerin kıyafetleri atölyede dikilir, kültür ve sanat faaliyetleri yoğun bir şekilde işlenir. Türk ve Dünya klasikleri Türkçeye çevrilir.(4)

Köy Enstitüleri, 1946 yılında Hasan Âli Yücel'in Millî Eğitim Bakanlığı görevinden ayrılmasına kadar kanunda yazılan görevlerini yapmaya devam eder. Anlaşmazlıklar, kıskançlıklar, kız ve erkek öğrencilerin beraberlikleri, okuldaki uygulamaların komünist sistemin eseri olduğu gibi köy enstitüleri hakkında çıkarılan dedikodular, parti içerisindeki büyük toprak sahibi olanların etkisi, Marshall Planının uygulanması için Köy Enstitülerinin kapatılması şartı bu okulların yok oluşuna giden yolda ki ilk adımlardır.

Bu adımları atacak Başbakan Recep Peker hükümet programına “Köy Enstitülerini daha milli hale getireceğini”(5) yazdırırken bu görev için yeni Milli Eğitim Bakanı olarak “Enstitüleri kuranların belini kıracağım” (6) sözü ile bilinen yok ediliş yolunda gerici ve tutucu Reşat Şemsettin Sirer’i görevlendirir. İlk iş olarak Tonguç görevden alınır Köy Enstitüleri'ni Köy Öğretmen Okulları'na dönüştürülür. Yüksek Köy Enstitüsü, 1947–1948 öğretim yılında kapatılır.

Bütün bu işlemler olurken Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’dür. Muammer Erten’in,“Paşam, bu Köy Enstitülerinin kapanması olayı nasıl oldu? Sorusuna İsmet İnönü’nün cevabından birkaç satır.(7)

“…Köy Enstitülerinin kapanmasına neden oldum diye benim hakkımda kamuoyunda yanlış bir hüküm vardır; aslında o zaman bir sürü olaylar oldu.  Kurultaylarda Enstitüler aleyhine bir cereyan başladı. Ben bunların doğru olmadığını yerine giderek tespit ettim, ama bu o kadar yoğunlaştı ki grubu etkiledi. Grubun büyük çoğunluğu Köy Enstitülerinin aleyhine döndü…  Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak“ Bu komünist yuvalarını ne zaman kapatacaksın? ” diye soruyordu…Benim gücüm o zaman nereden geliyordu? Partiden, Parti Meclis Grubundan, gücümü ben buradan alıyordum. Bu konuda bütün organlarda gücümü kaybetmişim. Ordunun üst kademesinde de huzursuzluk başlamış… Olaylar öyle gelişti ki kendi cereyanında yürüdü ve bir an geldi ki artık Köy Enstitülerini, eski gücüyle, eski ruhuyla devam ettirmek olanakları benim elimden çıktı…”

Bu cevap İsmet İnönü’nün de direnemediğinin ve o ana kadar yapılanlarla yetindiğinin işareti ve siyasetin köy eğitim ve öğretimini acımasız infazıdır.

Demokrat Partinin 1950 yılında yapılan seçimlerle işbaşına gelmesi ile artık köylü vatandaşın eğitimi daha iyi bir yöntem arayışı yerine sıradanlaştırılmış köy enstitülerinin yok ediliş süreci bir karşı devrim hareketi olarak sürdürülür, birçok Köy Enstitülü öğretmen hakkında soruşturma açtırılır, sürgüne gönderilir, askerliklerinde yedek subaylık hakkı alınarak çavuş çıkarılır…

Milletvekili ve aynı zamanda toprak ağası olan Kinyas Kartal, yıllar sonra, Köy Enstitülerinin neden kapatıldığına ilişkin soruya verdiği cevap Köy Enstitülerinin yok edilmesinde ki en büyük etkiyi açıklar.“Köy Enstitüleri kesinlikle komünist uygulama değildi. Doğuda en yüksek eğitim gören insan benim. Köy Enstitüleri, bizim devlet üzerindeki gücümüzü kaldırmaya yönelikti. Bunu içimize sindiremedik. Benim Van yöresinde 258 köyüm var. Bunlar devletten çok bana bağlıdırlar. Ben ne dersem onu yaparlar. Ama köylere öğretmenler gidince benim gücümden başka güçler olduğunu öğrendiler. DP ile pazarlığa girdik, kapattık.”

Köy Enstitülerinden dönüştürülen Köy Öğretmen Okulları eğitim ve öğretim hizmetine devam ederken köylünün cahil kalmasında menfaati olanların elbirliği ile 27 Ocak 1954 tarihinde Demokrat Parti hükümeti tarafından kapatılır…

Son söz; 81 yıl sonra bugün karşımıza çıkan 2014 de mahalleye dönüşen köyler, taşımalı eğitimle 15 bine yakın kapatılan köy okulları ile köylerden uzaklaştırılan öğretmenlerdir.Çağ; bilim, teknoloji ve uzay çağıdır ama uygulama 1954 zihniyetidir… Siyaset oy uğruna kıyıma devam etmektedir.

Benden selam olsun enstitülü Talip Apaydın, Fakir Baykurt, Mehmet Başaran, Mahmut Makal,  Haşim Kanar, İlyas Kalay ve adlarını sayamadığım diğer hocalarıma ve onların izinden yürüyen bugünün değerli öğretmenlerine…

(KONUK YAZAR : HASAN ZEKİ SUNGUR)

 

KAYNAKÇA:

(1),(2) S. Edip Balkır/Dipten Gelen Ses Arifiye Köy Enstitüsü/Hür Yayınevi 1974

(3),(4), (5) Şevket Süreyya Aydemir/İkinci Adam, 2nci cilt/Remzi Kitabevi 1967

(6) Hürrem Erman/ Piramidin Tabanı Köy Enstitüleri ve Tonguç/ Yeni Kuşak KED yayınları 2016 

(7)  https://www.ismetinonu.org.tr/koy-enstituleri-nicin-kapandi-1954

 

 

 


Bu yazı 38 defa okunmuştur.



Konuk Yazar Diğer Yazıları
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Namaz Vakitleri