18-12-2021 Serhat KORLU

 

İçimizdeki beni hapsetmiş, dışımdaki kim, dışımdaki ben isem içimde susmak bilmeyen bu ses kimin…Her ikisi de ben isem ben o zaman kimim…

İlk okunduğunda garipsense de biraz üzerinde düşündüğümüzde kafamızda anlam bulan bir yazı diyebilirim. Kendimizi hapis ediyoruz korkularımıza endişelerimize ve çevremizdekilerin sözlerine.

Kendimize haksızlık etmeden yaşamak varken kendimizi hapis ederek yaşamayı tercih ediyoruz bazen isteyerek bazen de farkında bile olmadan…

Artık zamanı gelmedi mi? İçimize hapis ettiğimiz gerçek bizi hayata bırakmaya özgürce yaşayabilmesi için onunda istek ve fikirlerine değer vermeye mantık diye diye zincirlediğimiz bizi serbest bırakmaya. Birileri üzülecek kırılacak diye kendi yüreğimizi paramparça yapmaya ne zaman son vereceğiz.

Her geçen zamanı kendimizden çalarak başkalarına harcadığımızı ve bu harcamaların zamanla geri dönüşü olmadan bize zarar verdiğini ne zam kabullenip son vereceğiz.

Hayatımızı programlarken sevdiklerimizi üzmeden, kendimize değer vererek ve zaman ayırarak yaşamayı başarabilmeliyiz. Yoksa sevdiklerimizin gözünde ne saygımız kalır nede değerimiz.

Sevilmek ve saygı duyulmak çok karıştırılan duydular bunlar. Biri bizi sever ama saygı duymadan sever ve biz bu sevginin hatırına saygısızlığı göz ardı edersek bir yerden sonra o sevginin aslında sevgi olmadığını anladığımızda kendimize olan saygımızı da yitirmiş olarak anti depressanlı hayatlara merhaba deriz.

Saygı duyulmuyorsa size bir yerde verilen sevgide sadece çıkar ilişkisidir. Hiç yoktan iyidir muamelesi görmektir bu aslında.

Hayatınızda saygı görmediğiniz yerde zamanla kendinize olan saygınızı da kaybedersiniz. Kendinize olan saygınızı kaybederseniz ve bir daha hayatta başarılı olma şansınız kalmaz. Başarısız bir hayatta kimsenin tahammül edebileceği bir durum değildir.

İnsan duygularıyla varlık mücadelesi verir. Duygular bu mücadelede insana en çok zarar veren zayıflıkları da olabilir. Duygularımızı eğitmeliyiz ve bizi duygularımız değil duygularımızı biz yönetebilmeliyiz. Duygulara ihtiyacımız mutlaka var fakat bu duygular deryasında kaybolmamalıyız. Bu deryanın içinde bizi biz yapan en önemli deniz fenerimiz kendimize olan saygımız olmalı. Elimizde bize yol gösteren pusulamız kendimize olan saygımız olmalı. Aksi halde duygular deryasında kaybolmuş kendini bulamayan çaresizlik fırtınalarından sağ çıkmak zor.

Duygular çok kolay etkilenir çabuk değişim gösterir ve hayatımıza ciddi hasarları duygularımızı yönetemediğimizden zaaflara kapılır ve zarar görürüz.

Sevgimizi kullanırlar güvenme ihtiyacımızı, yalnızlık yorgunluğumuzda yaklaşırlar duygularımızın ihtiyaçları bizi çok zayıflatır. Hayata karşı gardımızı düşürür ve sonrası haytalar ve pişmanlıklar olarak sıralanır yaşantımızda.

Hiç bir duygumuzun ihtiyacı kendimize olan saygımızdan daha büyük değildir.

Saygının olmadığı yerde aşk ta olmaz sevgi, güven, özlem, aile dostluk, akrabalık… Hiç birinin değeri yoktur. Çünkü bu kavramların hiçbirinde siz olduğunuz için değil kalıplara sokulmaya çalışıldığınız için var olabileceksiniz ve bu kalıplar size uymazsa yabancılaşacaksınız.

Ya kalıplara uymaya çalışıp kendinizden vaz geçeceksiniz ya da kendiniz olarak yaşamaya çalışırken etrafınızla çatışacaksınız, bu çatışmalardan yorgun düştüğünüzde duygularınızla boğuşacaksınız. Duygularınızı eğitemediyseniz benlinizi kaplayacak ve hayatınızı bir karmaşanın içinde bulacaksınız. Bu gibi durumlarda kendinize olan saygınız tamsa en doğru kararlarla hayatınızı en doğru şekilde sürdüre bilirsiniz.

Önceliğimiz belirlediğimizde kararlarımız netleşir. Netleşmiş kararlar da kararsızlıktan her zaman iyidir. Her ne olursa olsun hayat devam ettiği sürece biz yol almaya devam edeceğiz. Bu yolculukta ise en büyük gücümüz kararlarımız olacak. Bu kararlardaki başarımızıda kendimize olan saygımız belirleyecek…


Bu yazı 371 defa okunmuştur.



Serhat KORLU Diğer Yazıları
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Namaz Vakitleri