27-11-2020 Recai ŞEYHOĞLU

Kanal İstanbul’un bir rant projesi olduğu, sağduyu sahibi insanların ortak kanısı.

2011 genel seçimleri öncesinde Recep Tayyip Erdoğan, Kanal İstanbul’u kendisinin çılgın projesi olarak açıklamıştı. Bu proje, kısaca AKP’nin bir projesi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya göre ise’ Devlet Projesi ‘

Şu bir gerçek ki, içişleri bakanının böyle konuşması Kanal İstanbul’u devlet projesi yapmıyor. Nedenini Çiğdem Toker şöyle açıklıyor: ‘’ Türkiye’nin kamu yönetiminde ‘ devlet projesi’ diye bir kavram ve norm yok çünkü.’’ Kamu yatırımı var.

Yatırım programlarında memleketin hangi köşesine hangi projenin yapılacağı yazılır ve yayımlanır. 2020’nin yatırım programında Kanal İstanbul diye bir proje görülmüyorken içişleri Bakanı'nın bunu neden bir devlet projesi olarak açıkladığı doğrusu anlaşılır gibi değil.

Kalkmışlar, İBB Başkanı İmamoğlu hakkında başlattıkları soruşturmaya gerekçe olarak İBB’nin kamu kaynağı kullanarak ‘ devlet projesi aleyhine ‘ afiş bastırmasını göstermişler.

Soruşturma yoksa, Kanal İstanbul’un kilometrelerce uzunluktaki güzergahında 8 bin 300 parsel arazinin bulunması ve bu parsellerin 5 bin 908’nin/ yani yüzde 71’inin özel mülkiyette olmasından mı kaynaklanıyor ?

Rant projesi diyenler haksız mı?

Kanal İstanbul’dan yana olanlar bu proje nedeniyle çok para kazanacaklar. Bunun için de İmamoğlu’na saldırmayı kendilerine hak görüyorlar.

CHP’li Erdoğan Toprak, ‘’ Kim bu projeye destek ve izin verirse, yapılacak ihalelere katılırsa, projeye finansman sağlarsa, onbinlerce insanın ölümüne davetiye çıkardığını da bilmelidir.’’ diyor. Çok iddialı bir itiraz… İktidar sahibi olan kişi ve yanındakiler en azından Erdoğan Toprak’ı dinlemeli. Ona kulak vermeli.

Özellikle de’’ Kanal İstanbul soruşturması benim onayımla başlatıldı.’’ diye konuşan Süleyman Soylu kulak vermeli Sayın Toprak’a…

Bir de Aliağa’nın önceki başkanlarından ve İzmir Milletvekilliği yapan Hakkı Ülkü’nün şu sözlerine: ‘’ Kanal İstanbul, devlet projesi değil, servet projesidir.’’

Bunun hiç de mümkün olmadığını biliyorum. Çünkü hiçbir bakan, Tek Adam’a bu konuda ne itiraz edebilir ne de buna cesaret edebilir.

Tek Adam’ın partisinin İstanbul Milletvekili Mustafa Demir’in sözünü de vicdan sahiplerinin yorumlarına bırakıyorum. Haşmetmeapları şöyle buyurmuşlar:‘’ Kanal İstanbul, İstanbul’un boğazının özgürleştirilmesi projesidir.’’

*

Meksika Devlet Başkanının tasarruf adına uçağını satmış olması bizimkilerin umrunda değil. İtibardan tasarruf olmazmış çünkü… RTE, öyle diyor.

Kasanın tamtakır olduğunu söylemeyen yok. Ne varsa sattılar ama bir türlü düze çıkamadılar, çünkü israf AKP’nin vazgeçemediği bir konu. Şimdi de TMO silolarını satışa çıkarıyorlar. TMO’yu sadece buğday ithal eden ve kendi siloları boş dururken özel şirketlerin lisanslı depolarına hububat alımı yaptırılan bir kuruma çevirdiler dese de sorumlu kişiler, dinledikleri/ dinleyecekleri yok.

Gözümde ve gönlümde taht kuran başkanlardan Mansur Yavaş ise tasarruf için 4 aracı satışa çıkarmış. Ayrıca, Covid-19 nedeniyle evde karantinada olan Ankaralıların ise kahvaltı ve akşam yemeklerini karşılayacakmış. Şurası kesin ki, üç büyükşehir belediye başkanımız, Tek Adam’ın rahatını/ huzurunu kaçırıyor halkçı politikalarıyla…

AKP’lilerin israfı, ileride Şener Şen’in oynayacağı bir komedi filmine dönüşürse şaşmam.

TBMM’de özel kalemde 21 araç varmış. Meclis Başkanı'nın aracını yıkayan kişi dahi evine özel araçla gidiyormuş.

İktidar sahipleri, ülkeyi babalarının çiftliğine çevirdiler maşallah!

Agalar, sözüm ona dindarlar ya… Atatürk Orman Çiftliği depolarındaki 30 bin litre dökme ve 50 bin 874 şişe şarabı yok etmişler. Zayi olmuş. Genel Müdür Yener Yıldırım, söylentilerin artması üzerine bir açıklama yapmış: ‘’ Uzmanların ve üniversitenin verdiği görüşler doğrultusunda şarapların dönüşümleri yapılarak farklı şekilde değerlendirildi. Zayi etmedik. Ağırlıklı sirkeye dönüştürüldü.’’

Paracı İktidar, son olarak da Muğla’nın Güllük Limanı’nı sattı. Sattı deyince kızıyorlar, şöyle diyelim: Türkiye Denizcilik İşletmelerine ait Güllük Limanı’nın 45 yıl süreyle işletme hakkını İCC Grup İnşaat’a verdiler. 35,2 milyon TL karşılığında.

Daha önce de 1997-2020 arasında 15 liman özelleştirilmişti.

İbn-i Rüşd, ‘’ Din ve felsefe iki süt kardeştir. ‘’ diyor ya… AKP de, üretmekle/ çoğaltmakla/ sevgiyle değil de satmakla/ sevgisizlikle süt kardeş gibi.


Bu yazı 199 defa okunmuştur.



Recai ŞEYHOĞLU Diğer Yazıları
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Namaz Vakitleri