09-12-2021 Recai ŞEYHOĞLU

 

                                                EDEBİYAT MÜZE KÜTÜPHANELERİ

Dünyanın  çeşitli ülkelerinde  tanınmış yazarlar  ve şairler adına  açılmış  anı evleri ve müzeler bulunuyor. Frankfurt’taki  Goethe Evi ve Müzesi, Tebriz’deki Şehriyar’ın  Edebiyat Müzesi gibi…

Bu yapılar, bulundukları kentin edebiyat ve estetik kültürünün yaşandığı ve geliştirildiği  izlenimini veren  kültürel mekanlar oluyor.

Edebiyat müze kütüphaneleri ( Bana göre Edebiyat Müzesi Ve Kütüphaneleri ), bulundukları il ve çevre illerde doğmuş ya da uzun yıllar yaşamış, o yöre ile bütünleşmiş yazarların yapıtları ile  kendileri hakkında yazılmış çalışmaları bünyesinde bulunduran ve  ‘ Uzmanlık kütüphaneleri ‘ olarak hizmet veren kurumlardır.

Türkiye Cumhuriyeti Kültür Ve Turizm Bakanlığı  Kütüphaneler Ve Yayımlar Genel Müdürlüğünce yürütülmekte olan ‘ Edebiyat Müze Kütüphaneleri Projesi ‘  edebiyat üretimine ve Türkiye’nin yazınsal çekiciliğinin yükselmesine katkı sağlamak üzere hizmete açılmış bilgi merkezleridir.

Kuruldukları illerdeki il halk kütüphanelerine bağlı olan edebiyat müze kütüphanelerinin ilki 12 Mart 2011’de Mehmet Akif Ersoy adına Ankara’da açıldı.

Ardından Adana’da Karacaoğlan, İstanbul’da Ahmet Hamdi Tanpınar, Erzurum’da Erzurumlu Emrah, Kütahya’da Evliya Çelebi, Diyarbakır’daAhmed Arif, Trabzon’da Muhibbi adına  edebiyat müze kütüphaneleri açıldı.

Bu mekanların edebiyatçılar için olduğu kadar, eleştirmenlere/ yayıncılara/ çevirmenlere/ ve edebiyatla ilgili sivil toplum kuruluşlarının  herbirine de, her türlü etkinlikleri için  açık olduğu biliniyor.

Erzincan’da Cemal Süreya, Cide ve İnebolu/ Kastamonu’da Rifat Ilgaz- Oğuz Atay, Tokat’ta Cahit Külebi, Manisa’da Yusuf Atılgan ya da İlhan Berk, Antakya’da Cemil Meriçiçin  edebiyat müze kütüphanelerinin açılması, edebiyat çevrelerinin  haklı beklentisidir.

Neden Attilâ İlhan adına  İzmir’de bir edebiyat müze kütüphanesinin açılmamış  olması, beni hep düşündürmüştür. Hatta  böylesi bir düşünce yıllar önce kültür bakanlığında  dillendirilmişti de  yanlış anımsamıyorsam.

Bakanlığın 5 Mayıs 2020 tarihli onayı ile Bornova’daki Tristramp Köşkü’nün ‘ İzmir Edebiyat Müze Kütüphanesi ‘  olması uygun görülünce,  bundan üç ay kadar önce açılışı  yapıldı ve hizmet  vermeye başladı.

Açılan her edebiyat müze kütüphanesinin  bir adı varken İzmir’dekinin adının olmaması çok ilginç.

Örneğin neden Attilâ  İlhan değil?

Oysa, köşkün ikinci katı buram buramAttilâ İlhan kokuyor. Kullandığı daktilosu, taktığı şapkası, el yazılı şiirleri ile…

Attilâ İlhan, Atatürk’ü/ Kurtuluş Savaşını anlatıyor gibi adeta. Capcanlı !

Gelgelelim kütüphane onun adını taşımıyor.  Köşkteki odalardan  birine adı verilmiş ama bu yeter mi koca şair için?

Elbette adının bir odaya verilmiş olması da ona duyulan saygı ve sevgi. İtiraz ne mümkün!

Körfez vapurlarından birine adı verilmiş olan Attilâ İlhan, şiirleriyle İzmirli’nin gönlünde taht kurmuşken/ büstüyle İzmirlilere selam verip dururken adı, açılan bir edebiyat müze kütüphanesinden esirgenmiş.

Hangi mantıkla açıklanır bu?

Vakit geçmiş değildir, Kültür Ve Turizm Bakanlığı, bu hatasından dönmeli ve Bornova’daki köşkte onun adını yaşatmalıdır.

Kütüphanede Türk ve Dünya edebiyatının  önemli şair ve yazarlarının  kitaplarına yer verildiği gibi,  İzmir Kent Kitaplığı koleksiyonuna da   yer verilmiş.

Özellikle de Nobel Edebiyat ödüllü yazarların kitaplarının yer aldığı raf etkileyici.

Kitap sayısı az diye eleştiriler olabilir. Mümkündür. Ama sabırlı olunmalı  bu konuda. Mutlaka eksikler giderilecektir diye düşünmekte yarar var. İl Kültür Müdürü Murat Karaçanta ile kütüphanenin sorumlusu  Yılmaz Baran’ın bu konuda duyarlılık  gösterdiğine/göstereceğine inanıyorum. Çünkü her ikisi de  bu kültür mekanına,  çocuklarına gösterdikleri özeni gösteriyorlar gibi geliyor bana.

Kütüphane müdürünün periyodik aralıklarla burada etkinlik düzenleme  niyetine ve çabasına  kulak verince  böyle düşünmekten alıkoyamıyorum kendimi. Önümüzdeki günlerde şiir kokulu saatlerde İzmirliler, şairlerle buluşacak burada.

Yılmaz Bey iktisatçı ama buraya yakışan bir şiir ve sanat dostu.

 Kütüphane, birinci kattaki ‘ Böcek Müzesi ‘ile  uyumlumu diyecek olursanız, şimdilik susmayı tercih ediyorum. Mutlaka onada bir çözüm bulacaklardır.

Bunun nedeni, köşkün Zirai Mücadele  Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü arazisi içinde  olmasından…

Ben, böylesi bir müzeyi  ( NationalMuseum Of Natural History) Sofya’nın en merkezi  bölgesinde görmüş ve ziyaret etmiştim.

Buradaki, sanki laf olsun diye yapılmış havası teneffüs ettirdi bana. Sofya’dakine iki saatimi ayırmıştım. Doyamamıştım, ertesi sabah yeniden gitmiştim.

Buradakini ziyaret ve inceleme en fazla on dakikanızı alır gibi.

Edebiyat Müze Kütüphanesi, bağımsız olmalı bence. İçinde ikinci bir tematik müzeye yer verilmemeli.

 İzmirli ve çevre illerin yetiştirdiği ozan ve yazarların fotoğraflarının ve özgeçmişlerinin bulunduğu panolar, bazı şair ve yazarların özel eşyaları, yazarlara ait objelerle müze kimliğine bürünmüş olan  mekan,  canlı  bir organizmaya dönüşmüş adeta. Kim görmek istemez ki Attilâ İlhan’ın o  karizmatik şapkasını, kullandığı daktilosunu ya da Muzaffer İzgü’nün kol saatlerini?

 ‘ İzmir Edebiyatına Katkı Sağlayanlar ‘ başlığı altında sıralanan isimlere gelince…

Hiç ama hiçbir yazar ya da şair ihmal edilmemiş duygusu uyandırıyor.  Öyle çok isim var ki… Türkiye Yazarlar Sendikası İzmir Temsilciliği’nin yöneticiliğini yapmış biri olarak tek tek okuyunca o isimleri, zaman zaman şaşırdığım oldu. ‘’ Aaa, İzmir edebiyatına onun ne katkısı oldu acaba? ‘’ diyesim geldi.

Karikatürist/ yazar Hasan Efe, şair Gülce Başer, yazar Tacim Çiçek, şair Ferhat İşlek, şair Asım Gönen, yazar Yücel İzmirli, yazar İlhan Soytürk, şair Ş. Avni Ölez,  yayıncı/ yazar Bülent Habora, yazar Savaş Ünlü, şair- yazar/ mühendis- besteci Nüket Hürmeriç İzmir’de yaşamadılar mı, İzmir’in  edebiyatına katkıda bulunmadılar mı?

Kaldı ki bu isimlerin bazıları edebiyat örgütlerinde yöneticilik yaptılar. Seçicilerin bu konuda özensiz olduklarını/ yazar örgütlerine danışmadıklarını söylersem hata yapmış olmam.

ŞadımanŞenbalkan’ın o çok sayıdaki şair ve yazarın arasında neden adı yok örneğin?

Urfalı Yılmaz Karakoyunlu, Trabzonlu Suat Çağlayan, Ankaralı Gülseren Engin  İzmir’e ne kadar katkı sağladılarsa Manisalı Yusuf Atılgan ile İlhan Berk de romanları ve şiirleriyle  İzmir edebiyatını beslemediler  mi?

Yıllarca İzmir’de edebiyat öğretmenliği yapan şair- yazar Hamdi Topçuoğlu gibi usta bir yazar ve besteciye neden yer verilmedi bu listede?

Seçici kuruldaki arkadaşlar belli ki tanımıyor Hamdi Topçuoğlu’nu.

Diyesi geliyor insanın ister istemez.

Bu isimleri belirleyen komisyon üyeleri nasıl belirlendi,  diye sormak gerekiyor.

 Keşke biraz titizlenselerdi.

A. Zeki Muslu’nun adı Mutlu, Mehmet Rayman’ın adı Payman olmuş. Kadı kızında olur türden yanlışlar bunlar ama müzede olmamalı!

Yanlışa izin verilmemeli!

Feyza Hepçilingirler’in özgeçmişindeki kitapları sıralanırken  neden ‘ Sabah Yolcuları ‘ iki kez yazılmış örneğin?

Bunun adı savrukluk!

Biraz daha dikkatli olunamaz mıydı?

Ferda İzbudak Akıncı’nın raflarda kitabını gördüm. İzmir Edebiyatına Katkı Sağlayanlar listesinde ise  adına rastlayamadım.

Tiyatrocu/ Yazar Gürol Tonbul da yok listede. Oysa Gürol Tonbul, İzmir Devlet Tiyatrosu oyunculuğu ve yönetmenliğiyle olsun, yazdıklarıyla olsun  İzmir’e katkıda bulunan önemli bir sanatçımız…

Eksikler yok değil, var. Yanlışlar da…

Ne var ki telafisi mümkün.

Murat Karaçanta ve ekibinin bu arızaları gidereceğine olan inancım tamdır dersem yanıldığımı sanmam.

Yazılmış roman taslağını bir ikinci gözün okuması gibi, listeler bir daha gözden geçirilmeli bence. İkinci gözler(!) tarafından…

Çünkü, burası henüz yeni kurulmuş bir kütüphane.  Elbette kusur olabilir, bilmeden yanlışlar yapılmış olabilir.

Önemli olan, yanlışların düzeltilmesi. Bu yazı da zaten bu niyetle kaleme alındı.

Heredot ve Alponso ‘ya gelince…

O iki isim  Herodot ve Alphonse olacaktı yanılmıyorsam.

Zor değil, bir bilene sorulup öğrenilebilir.

                                                                          *

Binanın mimarisi mi?

13 odalı köşke girince çıkmak istemeyeceksiniz. Etkileyici!

Her şey  Levanten mimarisine  yaraşır güzellikte düzenlenmiş.

Akıl edenleri kutluyorum.

Adının Attilâ İlhan olması halinde  bu kültür mekanının daha da güzelleşeceğine inanıyorum.

Son söz:

Biz İzmirliler Edebiyat Müze Kütüphanesi’ni  değil,  ATTİLÂ İLHAN EDEBİYAT MÜZESİ VE KÜTÜPHANESİ’ni  görmek ve ziyaret etmek istiyoruz.

Kültür Ve Turizm Bakanlığını edebiyat müzesi ve kütüphaneleri projesiyle alkışlamayı görev biliyorum.  Yanlışlıkların düzeltilmesi halinde de  bizi mutlu edeceklerini bilmelerini istiyorum.

 

 

 


Bu yazı 997 defa okunmuştur.



Recai ŞEYHOĞLU Diğer Yazıları
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Namaz Vakitleri