18-03-2020 Recai ŞEYHOĞLU

Isfahanlı Maryam Gharakhani ile iki yıl önce tanıştım. Siyaset- Bilimci  Meysam Bademschi kanalıyla..

Onlar Isfahan değil de Esfahan diyorlar memleketleri için… Dünyanın en güzel şehirlerinden biri olarak biliniyor Isfahan.  İlber Ortaylı bayılıyor örneğin…

Meysam, üç dört dil bilen/ Egeli bir kızımızla evlenmiş olan ve İzmir’de yaşayan bir İranlı’ydı. Şimdi de Londra’da bir televizyon kanalında  çalışmakta.

Renkler Ülkesi İran, kitabımı Farsça’ya çevirmesi için konuşmuş, anlaşamamıştık. ‘’ Maryam size yardımcı olur. ‘’ demiş ve  Sayın Maryam Gharakhani’ninadresini vermişti.

Maryam, IsfahanÜniversitesi  Fars Dili Ve Edebiyatını bitirmiş ve aynı üniversitede okutmanlık yapmış, 2013’te de  İzmir’e gelip yerleşmiş bir İranlı’ydı.

İzmir’de Katip Çelebi Üniversitesi’nde Farsça okutmanlık yapıyordu. Bunun yanında  özel dersler  de veriyordu.

Oğlu OmidHaghighat ( Ümit Hakikat ) Isfahan’da eğitim yöneticiliği okumuş,  İstanbul’da kendine iş arayan bir gençti. Belli ki her ikisi de İran’da sıkılmış, İran dışında  yeni bir hayat kurma derdindeydiler.

Türkiye’yi tercih etmeleri  de Kaşgai Türklerinden oluşlarındandı belki de… Daha kolay anlaşabileceklerini bilmelerinden...

İstanbul’da  kendine uygun bir iş bulamayan Ümit, ‘’ Anne  ben burada iş bulamadım.’’ Der.

Annenin yanıtı hazırdır: ‘’ Hemen İzmir’e gel.’’

Ümit, artık İzmir Gıda Çarşısındadır. Kendisinden istenilen her işi yapabilmektedir.

Kadifekale’deki küçücük evlerinde de mutludurlar. Kimseye muhtaç olmadan geçinip gitmektedirler.

Ne var ki annenin işine iki yıl sonra son verilir. Dayısı ya da emmisi olmadığından bir daha da dönemez akademik yaşama… Sadece özel derslerle idare etmektedir artık. Yetmeyince de evlere temizliğe gitmektedir.

Bu durumu çok garipsediğimden sormuştum iki yıl önce: ‘’ Bir üniversite hocası olarak ev temizliğine gitmen ağırına gitmedi mi? ‘’

‘’ Alın teri dökerek para kazanıyorum. Bunda ne gariplik var ki? ‘’ demişti o da.

Batılı gibi düşünen bir Doğulu…

Önemli olan iş… Şoförlük, doktorluk, kasiyerlik, kuaförlük, öğretmenlik… Önemli olan işini nasıl yaptığın. Doktor olmuşsun, bekçi olmuşsun ne farkeder ki…

Temizlik işçiliği de böyle bir şey.

Utanılacak nesi var ki…  İşini yapıyorsun, para kazanıyorsun.

Maryam Hanım,  üniversitede okutman ve evlere temizlik yapmaya giden bir kadın. Bunu söylemekten de çekinmeyen bir kadın…

Hollanda’da yaşayan bir arkadaşım var. Üç gün yanında kalmıştım.  Eşi Hüsniye, sabahları erkenden işe gidiyordu. Akşamları da oldukça şık elbisesiyle eşiyle beni gezmeye çıkarıyorlardı.

Merak edip sordum bir akşam: ‘’ Hüsniye, nerede çalışıyorsun sen, ne iş yapıyorsun? ‘’

‘’  Hastanede temizlik işçisiyim abi.’’

Sorduğuma utanır gibi olmuştum. Ezilip büzülmüştüm adeta. Suç işlemişim gibi…

Bir sözü var ki hiç unutamıyorum: ‘’ Recai abi sen öğretmen olarak maaş alıyorsun. Ben de temizlik işçisi olarak… Bu maaş sayesinde de çocuklarımızı okuttuk, ikinci evimizi aldık. Türkiye’ye geldiğimizde de Didim’de, Bodrum’da tatil yapıyoruz. Yaptığım iş olmasa ne yapacaktım ya…

Evlere temizliğe giden  arkadaşları  da varmış ve herbiri  hayatlarından öyle memnunlarmış ki…

Hüsniye’yi dinledikçe ona sarılasım gelmişti.

Maryam Hanım da  yıllardır  Hollanda’da yaşayan Hüsniye gibi düşünüyordu.

‘’ İş iştir.’’ Der gibiydi.

Maryam da oğlu da çalışmak zorunda. Yaşamak için…

Omid de bir arayışın içinde. Çalışıyor olmanın yanı sıra Ege Üniversitesi Türk Dili Ve Edebiyatı/ Türk Halk Bilimi’ndeyüksek lisansa başlar.

Ne de olsa Kaşgai Türk’üdür. Türk Halk Bilimi ona ilginç gelmiştir.  Gelenek, görenek ve  ritüelleri öğrenmek heyecanı içindedir. Başarıyla  da tamamlar yüksek lisansını…

Bu arada  iyiceİzmirli olmuşlardır artık.

Buca’ya yerleşmişlerdir.

                                                                                *

Annenin Farsça özel dersleri sürmektedir.  Hatay’da, Karşıyaka’da…Girişimci ruhunun özelliğinden olsa gerek, İran’dan gelen  arkadaşlarına/ tanıdıklarına da  iş  ve kiralık evler bulmaktadır.

Omid, Isfahan’daki Milanguage Dil Okulu kurucusu olan arkadaşı Sina Milanizadeh ile konuşur ve İzmir’de buna benzer bir dil okulu kurmak  için danışır ona.

Ülkenin ve dünyanın dört bir köşesinden   gelecek olan gençler için hem Eğitim- Sanat- Kültür ve spor  hem de dil öğrenme adına  kurslar düzenlemek istemektedir.

Dil ve kültür…

Sina, buna benzer bir okulu 12 yıl önce açmıştır Isfahan’da…

 İngiliz Dili Ve Edebiyatını bitirmiştir ama  İngilizcenin dışında da dillere merakı vardır. Bu merak  ve ilgi, onu bir anda bir dil okulunun  kurucusu yapar.

Farsça, Türkçe, İngilizce, Almanca, Fransızca, Rusça, İtalyanca, Çince  üzerine…

Kazancı da fena değildir…

Omidde  arkadaşı Sina’ya özenerek yabancı uyruklu gençleri Türkiye’ye getirip onlara hem dil hem de  İzmir’in ve çevresinin güzelliklerini tanıtacaktır.

Özetle… Dil ve turizm…

1988 doğumludur ve bunu yapabilecek  enerjiye sahiptir.

2018’de Milanguage Dil Okullarının bir şubesini açar Buca’da. Kurucu Ortak olarak…

Söylediğine göre  de şu an 100’e yakın öğrencileri var.

‘’ Biz, sadece bir ticari şirket değiliz. Eğitim ve turizm gönüllüsüyüz. ‘’ diyor.

Yaz Kampı denir ya… Burası hem yaz kampı hem kış… Yılın her sezonunda hizmete hazır…

 Uzaktan eğitim (On Line)  de veriliyor. Dil öğrenmek için illâ bir okula/ kuruma gitmenize de gerek kalmıyor dedirten…

Kim isterse ilk ders de ücretsiz. Evinizden  bağlanıp, laptopu açıyorsunuz önünüze ve dil öğrenmeye başlıyorsunuz.

Büyük bir iddia ile şöyle diyor: ‘’ İLK ELİ UZATAN BİZİZ ‘’

Ve ekliyor: ‘’ ARTIK EVİNİZDEN ÇIKMADAN İNGİLİZCE! ‘’

 

Sevimli, çalışkan ve müteşebbis ruhluOmid, çoktan İzmirlileşmiş bile.

Baksanıza adı bile Ümit olmuş. Tanışırken adının Ümit olduğunu söylüyor. Yazarak da ‘ Omid’ i gösteriyor.

Ümit;  umutları olan, hep İzmir’de yaşamak isteyen, düşleri zengin  birIsfahanBucalı.

Ama, Maryam Gharakhani’nin nefesini hep üstüne duyumsayan, annesinin kokusunu hep hisseden…

Babası ve kardeşleri ?

Hiç sormadım bile…  ‘ Private  life ‘ deyip yanıt vermek istemeyebilirler  mi diye düşündüm kimbilir…

                                                                        *

İran, tarihiyle/ kültürüyle beni çok etkilemiş olan bir ülke.

Tıbba, mimariye, el sanatlarına, edebiyata, özellikle de şiire  olan aşkları nedeniyle  hep yaşamak istediğim bir coğrafya…  Organik gıdalarıyla, parklarıyla, heykelleri, müzeleri ve türbeleriyle beni çok etkilemiş bir ülke.

Birbirlerine, şiir okur gibi ‘ Selaaam ‘ deyişleri ve centilmenlikleriyle  beni çok etkiledi İranlılar.

Parklarda kitap- gazete okuyan öğrencileri,  binlerce kitaplı kitabevleri, kütüphaneleri ,sinemaya olan ilgileriyle beni şaşırtan bir Güney Batı Asya ülkesi.

Önyargılarımı allak bullak eden bir ülke.

İzmir’e yerleşip dil ve turizm konusunda   bir başarı öyküsü  yazmaya çalışan Omid ve annesinin  günün birinde Karşıyaka’da da bir şube  açması hiç de sürpriz olmaz benim için…


Bu yazı 109 defa okunmuştur.



Recai ŞEYHOĞLU Diğer Yazıları
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Namaz Vakitleri