14-10-2020 Recai ŞEYHOĞLU

Mitolojiye göre Edremit Körfezi’nden İzmir’ kadar uzanan ve Midilli’yi de içine alan kıyı şeridinde yerleşmiş bir soyun ülkesine Eolya deniyor. Oturanlarına da Eoller ya da Eolyalılar…

Ayvalık’ın Eolya’nın tahrif edilmiş şekli olan Aioliki’den türetildiği söyleniyor.

Kentin eski ve ilk adı Kidonie mi Ayvalık mı olduğuna gelince…

Ayvalık anlamına gelen Kidonie’nin M.Ö. 330’dan beri sürdüğü söylenmekte- yazılmakta.

Kidonie de Eolya’nın başkenti.

Ayvalık’a ilk yerleşenlerin Midilli’nin Kidona köyünden ya da Girit’in Kidonies bölgesinden gelmiş olabilecekleri söyleniyor. 1972 basımlı Eolya’nın Başkenti Ayvalık adlı kitaba göre.

Atina’da, buradan giden Rumların bir derneği var. Adı: Ayvalıklılar Birliği.

Çıkardıkları bir de aylık gazeteleri var: Kidoniakos Astir ( Ayvalık yıldızı)

Derneğin asbaşkanı V. Kukunara’nın yazdığı kitapta (Eolyanın Başkenti Ayvalık) yer alıyor Ayvalık’a  ilk yerleşenlerin kimler olduğuyla ilgili bu bilgi.

Ayva değil de zeytin daha çok bulunduğu için bu kente Zeytinli ya da Zeytinlik denilmesi daha mantıklı değil mi deniliyor Ahmet Yorulmaz’ın kitabında.

Çünkü, İzmir’e, İstanbul’a ya da Anadoluya gönderecek kadar çok ayvası yok bu kasabanın.

Ayva yok değil, var ama balığı / zeytini kadar değil.

Ayvalı değil de zeytinli bir kasaba burası. Uçaktan bakan biri, burayı zeytin denizi sanabilir.

Ayvalık’la ilgili tarihi/ coğrafi ve kültürel bilgilere gelince…

1803’te Ayvalık Akademisi kuruldu.

Bugün, sadece müzik akademisi var Ayvalık’ın. Filiz Ali’nin yönettiği… Bu konu, biraz iç burkuyor. Neden şimdi 1803’teki gibi bir bilim-sanat akademisi olmasın Ayvalık’ın?

Dile kolay, bu kasabada bugün 116 entelektüel yaşıyor. Kültür Müdürü Erkan Cılak’tan öğrendim bunu.

Güler Sabancı’nın (Sabancı Üniversitesi), eski bir Rum köyü olan Küçükköy’de yaratıcılıkla ilgili açtığı atölye çalışmaları umarız büyük bir projenin de tohumlarını taşıyordur içinde. Zaman gösterecek.

1819’da Basımevi kuruluyor, oysa Sultan Abdülmecid’in izniyle kurulan ilk basımevi ise 1840’ta başlıyor yayın yaşamına.

1821’de Rumların sayısı 30 bin. 40 yağ değirmeni, 30 sabun atölyesi, 2 hastane 1 akademi var o günlerde.

1867 yılında Karesi Sancağına bağlanıyor.

1891’de nüfusu: 21.666 Türk nüfus ise sadece 180. Gerisi Rum.

Ayvalık’ın bir zamanlar Rum diyarı olduğu açık.

1894’teki nüfusu: 20.600

11 mahallesi var. 1 cami, 12 kilise, 6 manastır, 26 sabunhane, 40 tabakhane, 78 zeytinyağı değirmeni, 25 yel değirmeni, 2 otel, 2 lokanta, 3 gazino, 5 meyhane, 70 kahvehane, 7 zeytinyağı ve un fabrikası, 45 fırın, 1 kıraathane, 95 dükkân, 3 askeri karakol, 1 telgrafhane, 1 hükümet ve gümrük dairesi, 1 askeri hastane, 4773 ev bulunuyor.

1898 nüfusu: 9628 erkek, 9049’u kadın Rum, 45 yabancı, 5’i erkek 41’i kadın Müslüman olmak üzere 18.814

2 ortaokul, 8 ilkokul, 960 dükkân, 53 meyhane, 2 han, 1 hamam…

1905’te 80 tabakhane 2 deri fabrikası var.

Ayvalık’ın kurtuluşu: 15 Eylül 1922

İlçe arazisinin yüzde 70’i zeytin ağaçlarıyla kaplı.

Ayvalık; Makedonya’dan, Girit’ten ve Midilli’den gelen göçmenlerin kasabası.

13 Nisan 1934’te Atatürk Ayvalık’ı ziyaret ediyor.

Türkiye’nin ilk boğaz köprüsü burada.

Cunda’yla Ayvalık’ı birbirine bağlıyor bu şirin köprü.

70 yıllık Çamlık Koyu neden Paşa Limanı oldu acaba diye ister istemez bir soru takılıyor aklıma?

Gereksiz yere isim değiştirilir mi? Yazılı kültür ya da kültür birikimi bu mu demek?

Bu topraklara Sarmısak denilirken neden Sarımsaklı oldu, bu da bir başka soru…

Ressam Fikret Muallâ 1 Şubat 1934 - 16 Mart 1935 yıllarında Ayvalık’ta resim öğretmenliği yapıyor.

Kamuran Gündemir askerde onu, babası Bahri Usta ise saksafonuyla yaz gecelerini renklendirmiş bir zamanlar. Çamlık, hâlâ unutamıyor o şarkı yüklü anıları.

Kompozitör İlhan Usmanbaş, en güzel oda müziği bestelerini Ayvalık’ta yapmış. Eşi, soprano Atıfet Hanımla mavi sularda kulaç atmış.

Romancı İlias Venezis Ayvalıklı.

Stratis Dukas Cundalı.

Türk Dili Ve Edebiyatçısı, Yazar Feyza Hepçilingirler Ayvalık doğumlu.

Atların değil de beygirin ressamı / Kuaför Arif Buz Altınovalı.

Ayvalık’ı geçmişte ve bugün mesken tutmuş olan şair-gazeteci-yazar-ressam ve çevirmen listesi ise bir hayli uzun;

Abbas Sayar, Şükran Kurdakul, tarihçi Bilal Şimşir, Oktay Rifat, çevirmen Ahmet Angın, Orhan Peker, İlhami Soysal, Asım Bezirci, Salâh Birsel, Zafer Par (sinema yönetmeni), Müşerref Hekimoğlu, Metin Toker, Yalçın Doğan, Şahin Alpay, Ahmet Yorulmaz, Hıfzı Topuz, Emin Özdemir, Bekir Coşkun, Uğur Mumcu, Orhan Tokatlı, Ayşe Kilimci, müzikolog Filiz Ali, ressam Fuad Mensi, ressam Bedri Karayağmurlar, Fuat Başaran, Abdullah Şengörenoğlu, Burhan Yıldırım, Fahir Aksoy…

Oğuz Atay’ın da Barbaros Caddesi üzerinde/ Macaron Konağı (otel) bitişiğinde iki katlı bir evi olduğunu akşam sabah yıllardır Ayvalık sokaklarını arşınlayan ve fotoğraflayan biri olarak ben de yeni öğrendim. Ev, kendisinin mi eşinin orasını bilemiyorum.

***

Sanatın fabrikası olur mu?

Ayvalık’ta olur!

Şeytanın Kahvesi olur mu?

Ayvalık’ta olur!

Sanat Köyü olur mu?

Ayvalık’ta olur.

Eski adı Yeniçarohori olan Küçükköy, sanat atölyeleri ve kent müzesi ile meşhur. Boşnak nüfusun yaşadığı bu köyü ve açılmış atölyeleri ziyaret etmeyi unutmayın lütfen.

Kimbilir, bilmediğimiz daha neler var Ayvalık’ta?

Unuttuklarımız bağışlasınlar beni. Sonradan Ayvalıklı olunca unutmamız/ ihmal etmemiz normal.

Ulusal Kurtuluşçu komutan Ali Çetinkaya ile Ahmet Yorulmaz’ın heykelini diken, Gezicileri merkezdeki bir parkta unutulmaz kılan, Feyza Hanım adına kütüphane kuran, İstiklal Marşı okunurken hep birlikte ayağa kalkan, kedi cenneti 'Rakı balık Ayvalık'ta papalinayı tatmadınız mı daha yoksa…

Türkiye’nin en zengin antikacı dükkanlarının/ eskicilerinin burada bulunduğunu  önceki yazımda belirtmiştim.

İstanbulspor B Takımında top koşturmuş/ Bakırköy Bilardo Şampiyonasında üçüncü olmuş, Türk Sanat Müziği tutkunu/Galatasaray Musiki Cemiyeti üyesi olan Hüseyin Türkyılmaz, burada 13 yıldır antikacılık yapmakta. Eski mobilyalar alım satımı yapmakta. Ayvalık’ta çekilen dizilere o veriyor gerekli malzemeleri. Öylesine buralı olmuş ki, Kozak Yaylasındaki bir köyde taş ev yaptırma niyetinde. Arsasını almış bile.

Bu kasabaya bir kez adım atan Ayvalıklı olup çıkıyor. Kışlarını ABD’de geçiren vitray sanatçısı Gülbün Keçeli, Cunda’yı mesken tutmuş. Heykeltraş Abdullah Şengörenoğlu ona keza… 25 yıldır yaşadığı Stockholm’den ayrılmak zor olsa da Fuat Başaran da buralı olmuş örneğin…

Barbaros Caddesi boyunca sırasıra olmuş el sanatları atölyelerini görmediyseniz kayıptasınız… Tescilli 2000’in üzerindeki tarihi Rum evlerini görmeyen yerli gezginler, Ayvalık’ı gördüm demesin bence.

***

Necdet Kent- Sevim Kent adına Cunda’da kurulmuş olan kütüphane, herhalde Türkiye’nin en güzel manzaralı kütüphanesi.

Cunda’daki Panagia Kilisesi ise sadece iki duvardan ibaret. Ayağa kaldırılması zor gibi.

Ayvalık merkezdeki Ayos Dimitrios Kilisesi, halk eğitim merkezi olarak kullanılan alanda yer alıyor. Önce cami olarak sonra da  erkek sanat okulu atölyesi olarak kullanılmış yıllar önce..

Merkezdeki Agios Yannis Kilisesi, günümüzde Saatli Cami olarak hizmet veriyor.

Tek kelimeyle muhteşem!

Agios Yorgi Kilisesi ise Çınarlı Cami olmuş.

İçime sindiremediğim bir konudur bu. Neden kiliseleri camiye, ya da camileri kiliselere çevirir bu Âdemoğulları? İnançlara saygılı olmak gerek. İnanç merkezlerine de…

İstanbul’u fetheden/altı lisanı konuşan/ Hıristiyan bir annenin (Ester Stella) oğlu olan Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethettikten sonra İstanbul’u farklı dinlerden insanların bir arada yaşadığı bir ticaret ve kültür merkezi olan başkent yapmayı amaçlıyordu. Farklı dinlerin mensuplarına gösterdiği saygı da bundan…

Resmin yasak olduğu bir dönemde İtalya’dan Centili Bellini’yi getirtip portresini yaptıracak kadar da  modernist bir Osmanlı padişahıydı Fatih. Fatih öyleydi ama Fatih’in yolunu yol bilenler Fatih’ten habersiz gibiler…

Hayrettin Paşa Camisi olarak hizmet veren Kato Panagia Kilisesi de görülmeye değer…

Burası, Ayvalık’ın kurucusu Papaz İkonomo’nun kimsesiz kız çocukları için yaptırmış olduğu kız yetiştirme yurdu adlı külliyenin bir bölümüymüş vakti zamanında.

Ayvalık’ta yaşayan holding sahipleri öyle çok ki…

Umarız, merkezdeki bir diğer kilise kalıntısı olan Faneromeni’yi de onlardan biri ayağa kaldırır.

22 adalı bu cennete Rahmi Koç ve Güler Sabancı’nın dışındaki varsılların da ilgi göstereceğine inanıyorum ben. Çünkü onlar da ortağımız sayılır bizim. Çünkü bizim havamızı ve suyumuzu kullanıyorlar. Bizim otlarımızı ve bizim papalinalarımızı/ lüferlerimizi / çipuralarımızı yiyorlar. Sarımsaklı’da oynaşan papalinalarımızın onların köşklerinin dibinde saklambaç oynadıklarını bilmiyor olamazlar.

Yıllar önce Kız Meslek Lisesi olarak hizmet vermiş olan o tarihi binayı restore ettirmekle işe başlayabilirler örneğin…

Burada doğmuş büyümüş olanlar ne der bilmem ama ben Ayvalık’ın Balıkesir ilçesi değil de İzmir ilçesi olması gerektiğine inananlardanım. Bu konuyu en azından tartışabiliriz.

Bir başka konu, kültür ve sanat çevreleriyle ilgili…

Yaz mevsiminde Ayvalık’ta nüfusun çok arttığı her birimizin malumu. Cıvıl cıvıl olan Ayvalık’ın temmuz ve ağustos, hatta eylül akşamlarında yazarlarla söyleşi ve konserler düzenlenemez mi?

Edebiyatçılar Derneği ya da Türkiye Yazarlar Sendikası Temsilciliğinin Ayvalık’ta bulunmaması bir eksiklik değil midir? Neden örgütlü bir kitap şenliği düzenlenmez? Bu konuda çaba gösteren kişiler neden yalnız bırakılır, anlamak zor.

Öte yandan…

Bergama ve Ayvalık birbirine çok yakın iki ilçe. Neden iki ilçe arasında kültürel ilişkiler kurulmaz, bunu da anlamak zor! Ajans Bakırçay/ Ayvalık Sanat Fabrikası/ Ayvalık Belediyesi ve diğer ilgili kuruluşlarca ortak etkinlikler düzenlenemez mi? Dönüşümlü tiyatro oyunları ve konserlerle iki ilçe halkı birbirine kaynaştırılamaz mı?

Bergama’nın unutulmaz Aristonikos’u kölelik düzenine başkaldırmış. Ali Çetinkaya’nın ulusal bağımsızlık ve özgürlük aşkı Aristonikos’tan daha mı az öneme sahiptir? Aristonikos da bizim, Ali Çetinkaya da… İki ilçenin sahip olduğu tarihsel zenginlik, sanatın büyüleyici/ dönüştürücü gücüyle harmanlanırsa bundan Ayvalık da kazançlı çıkar Bergama da…

Gökmen Ulu - Uğur Dündar - Yılmaz Özdil üçlüsü ile Bergama Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan bir söyleşinin aynısı Ayvalık İsmet İnönü Kültür Merkezi’nde pekala yinelenebilir.

Zeytin Çekirdeklerinin bir konseri Bergama’da neden yapılmasın?

Bergama ve Ayvalık Liseleri arasında neden bilgi yarışmaları yapılmasın?

Rekabet, başarıyı arttırmaz mı?

İki belediye arasında kurulacak olan kültür ve sanat ilişkileri geleceğimiz demek olan çocuklarımıza aydınlık yarınların kapısını aralamaz mı?

***

Bir ay boyunca İran’ın bütün büyük şehirlerini dolaştım, müzelerini ziyaret ettim. Gördüğüm şuydu: Bir el, ya da birtakım eller İran’ı Floransalaştırmak istercesine bütün şehirleri müzelerle ve devasa heykellerle donatmış. Halının, kilimin, kalemin, kitabın, eski mesleklerin… Özetle her şeyin / her nesnenin heykelini dikmiş müzesini kurmuşlar.

Tebriz’deki Azerbaycan Müzesi’nde gördüğüm 'The Political prisoners' heykelini, Hazar kıyılarındaki bir köy meydanındaki sol anahtarı heykelini unutamıyorum örneğin. Her şairin devasa heykelini görmek istiyorsanız Meşhed’i, Tebriz’i, Erdebil’i, Şiraz’ı, Tahran’ı görmelisiniz örneğin…

Mübadele Müzesi, Balık Müzesi, Efeler Müzesi, Ot Müzesi, Zeytin Müzesi, Kent Müzesi neden olmasın?

Çamlık’ta Kamuran Gündemir’in akerdeon çalan heykeli, Fikret Mualla’nın kasaba merkezindeki bir büstü Ayvalık’a kültürel zenginlik katmaz mı?

Ayvalık, belli mevsimde flamingolara ev sahipliği yapıyor. Sarımsaklı girişine flamingo heykeli yakışmaz mı?

Ve bu kasabanın diğer ilçeler ve illerden farklı bir özelliği olduğunu da dillendirmek gerek.  İstatistiklere göre ülkemizde toplam 1.397 belediye var.

Belediyelerin kültür müdürlüklerinde Ayvalık’ın dışında kaç tiyatrocu kültür müdürü vardır, birlikte sorup soruşturalım.

Bu bir şanstır. Ayvalık için güzelliktir. Kültür-Sanat yaşamımız için zenginliktir.

116 entelektüel, tiyatrocu kültür müdürü, sanat fabrikası ve onlarca sanat atölyesi, Cihan Şişman gibi bir hayırsever, Güler Sabancı- Rahmi Koç gibi bu cennete el uzatan holding sahipleri…

Hangi ilçe bu şansa sahip söyler misiniz?

Her biriyle bir araya gelip bir çay içmeye ne dersiniz?

 


Bu yazı 82 defa okunmuştur.



Recai ŞEYHOĞLU Diğer Yazıları
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Namaz Vakitleri