14-07-2021 Recai ŞEYHOĞLU

Dünyada 13 sayısının uğursuz olduğu inancı çok yaygın. Hatta bazı ülkelerde evlerin kapılarına 13 numarası verilmiyormuş.

Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesinden önceki son yemeğinde toplam 13 kişi varmış. İsa ve 12 havari…

İbraniler’e göre de 13 sayısının uğursuz olmasının nedeni, İbrani alfabesinin 13’üncü harfinin ‘ mavet ‘ ( ölüm ) sözcüğünün ilk harfi olan ‘ m ‘ olmasıymış.

Hammurabi Yasaları listesinde ise 13 sayısı atlanmış.

Bazı ülkelerde bir çok otel müşterisi 13 numaralı odada kalmayı istemezmiş. Belki  duymuşsunuzdur bunu. Bu nedenle   kimi otellerde oda numaraları 12, 12/ A, 14 olarak devam eder.

Hıristiyan dünyası da,  ‘’ 29 Mayıs 1453 Salı ‘’ günü İstanbul’u kaybettikleri için Salı’yı uğursuz sayar.

13 ve ‘ Salı ‘ bir araya gelince demek ki işler daha vahim bir boyut kazanıyor.

                                                                               *

İzmir’in ünlü ortopedi ve travmatoloji  profesörü Prof. Dr. Veli Lök ile 13 Temmuz Salı sabahı Karşıyaka Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ı ziyaret ettik.

Ziyaret öncesinde,  benim ‘ Proje adamı ‘ diye tanımladığım / Karşıyaka Belediyesi’nin değil Karşıyakalılar’ın çalışanıyım diye konuşan, Karşıyaka yararına olan farklı  düşünceleri belediye çalışanları ve dostlarıyla paylaşan - dillendiren, izin nedir bilmeyen, aklı fikri Karşıyaka olan Sevgili FeruzBozaslan’a  ‘ merhaba ‘ demeyi de unutmadık.

Bizi Başkanın odasına çıkaran da o oldu zaten.

Konumuz, yakında açılacak olan ‘ Veli Lök- Rasime Şeyhoğlu Kütüphanesi ‘ ile ilgili olan ayrıntılardı. Veli Lök, sadece tıp doktorluğuyla/ tıp literatürüne olan  katkılarıyla değil  aynı zamanda insan haklarıyla  ilgili verdiği mücadele ile de  bilinen  bir İzmirli.

Öte yandan örgütçü kimliği ile biliniyor. 12 Eylül 1980 öncesinde TTB, İzmir Tabib Odası Başkanlığı yaptığı günleri İzmirli hekimler unutmuyor.

Karşıyaka’nın hekim olan Başkanı da bunları biliyor.

O sabah Veli Hocam, kütüphanenin bir köşesinde insan haklarına ait materyallerin ve dökümanların bulunduğu bir köşenin yapılıp yapılamayacağını sordu Başkana. Olursa, kendisinin elinde yeterince  malzeme olduğuna dair düşüncelerini dillendirdi.

Bu yazının yazılma nedeni de zaten bu!

‘’  Köşe değil de… ‘’

Heyecanla Başkanın ağzından çıkacak ‘’ Köşe değil de… ‘’nin arkasının nasıl geleceğini bekledim.

‘’ Ben de Karşıyaka’mıza İnsan Hakları Müzesi kazandırmayı düşünüyorum.’’

Arkasından ekledi: ‘’ Sizdekileri de o müzeye koyarız.’’

Biz,  insan haklarıyla ilgili minik bir köşe önerisiyle çıkmıştık Başkanın karşısına, Başkan ise insan haklarının müzesinden söz ediyordu.

Türkiye’nin Batı’ya açılan penceresi olan Güzel İzmir’in Güzel Karşıyaka’sı için aslında gecikilmiş bir karardı bu. Ne yaparsınız ki, bugüne değin başkanlar bu konuya el atmış değildi.

İzmir için eksiklikti bu. Bugüne değin  neden ısrarlı bir talep olmamıştı acaba diyesi geliyor insanın.

Belçika’nın Waterloo’sunda  16-18 Haziran 1815’te yaşanan, Fransa İmparatoru Napolyon’un yenilgisiyle sonuçlanan savaşın, müze konseptiyle ( anlayış- kavrayış)  ziyaretçilere  açılması ve o savaşı canlı canlı izliyor gibi yaşamak beni sarsmıştı.

Savaşın vahşiliğini anlatan o sesler, görüntüler ve at kişnemeleri günlerce kulağımdan çıkmadı hiç. Rüyalarıma bile girdi.

Dünyanın  farklı coğrafyalarında insan hakları ihlallerini anlatan müzeler yok değil… Savaşların vahşetini izledikçe barışın önemini anlamamak ne mümkün!

Belçikalı bunu başaranlardan.

Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlalleri de bugün Japonya’da olduğu gibi Mısır’da da biliniyor.

İsveçli bildiği gibi, Güney Afrikalı da biliyor.

Diyarbakır Cezaevindeki tutuklulara insan pisliği yedirildiğini duymayan kalmadı.

Teslim almak varken öldürmeyi tercih edenlerin  30 Mart 1972’de  yaşattıkları  toplu öldürmenin yarattığı tiksinti duygusu, ancak bir ‘ Utanç Müzesi ‘ ile telafi edilebilir diye düşünenlerdenim ben.

Sivas Canyakımı ona keza…

Maraş ve Çorum’da yaşananlar hep gizli mi kalacak?

Günün birinde oralarda da utanç müzeleri kurulacak / tarihimizle yüzleşilecek  ve  gerçekler  gelecek kuşaklara  o müzelerle öğretilmiş olacak. Bundan gocunmamak gerek.

Müzeler, tıpkı tiyatrolar gibi toplumun aynası zira.

Auschwitz’te yaşananlar da gizlenmişti. Kamboçya ve Vietnam’dakiler gibi…

Güneşin  balçıkla sıvandığı nerede görülmüş ki... Gerçeklerin eninde sonunda ortaya çıkmak gibi bir huyu var çünkü.

Ekmek gereksinmedir. Su gereksinmedir.

İnsan Hakları Müzesi, Utanç Müzesi de bir gereksinmedir  toplumumuz için.

 

İnsan Hakları Müzesi,  üzerinde kafa yorulması değil / hemen  gerçekleştirilmesigereken  önceliklerimizdendir.

Karşıyaka’nın Belediye Başkanı, ‘’ Karşıyaka’ya İnsan Hakları Müzesi kazandırmak istiyorum. ‘’  dediğinde tarihler 13 Temmuz 2021 Salı idi.

Ayın 13’ü, günlerden de salıydı.

Bu düşünce / bu çağrı insana dokunmaktır. İnsanı ciddiye almaktır.

Yaşadığı kenti kütüphane cennetine çevirmeyi düşünen Cemil Tugay’ın bu çağrısına Karşıyakalılar’ın ‘’ Ne zaman? ‘’ dediğini duyar gibiyim.

Veli Lök’ün  bu müze için dünyanın dört bir köşesindeki dostlarını harekete geçirdiğini de tahmin etmiyor değilim.

Karşıyakalı olmanın güzelliğini bir kez daha yaşıyorum.

Plastik cerrah olan Başkan, hastalarını güzelleştirmek için mesai yapıyordu düne kadar.

Anlıyorum , görüyorum ki şimdi daha da güzelleşecek Karşıyaka’mız

Kim demiş 13’ün ve ‘ Salı’nın uğursuz olduğunu?

Karşıyaka için verilen o kararın  güzelliğini eminim şimdi Erdal Atabek de  alkışlamakta.

Tüm Karşıyakalılar gibi…

 


Bu yazı 300 defa okunmuştur.



Recai ŞEYHOĞLU Diğer Yazıları
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Namaz Vakitleri