17-09-2021 Recai ŞEYHOĞLU

                                                   

Orhan Kemal’in doğum gününde  fuarda üç sergi gezdim.

İlk’i İzmir Sanat’taki  İzmir’in ilk gülmece ve karikatür dergisi  olan KARA SİNAN ‘A MERHABA / Karikatür Sergisi.

Karşıyaka’nın atom karıncalarından EfdalSevinçli’nin sergisi…

İzmir’in, Türkçe yayımlanan ilk gülmece ve karikatür gazetesi/ dergisi olan Mızraklı Afro- Türk Kara Sinan, 1875-76 yıllarında yayımlanmış.

Kara Sinan, 1800’lü yıllarda Sudan’dan ucuz iş gücü olarak getirilen bir zenci köle.

Günümüz Afro- Türklerin babalarından…

Efdal Sevinçli, iyi bir arşivci. İzmir basın tarihinin Türkçe çıkmış tek gülmece ve karikatür dergisi Kara Sinan karikatürlerini, İzmirli Karikatürler sergisiyle buluşturmak için çabalayan tek kişi yanılmıyorsam.

Ümit Yazıcı ile bir araya gelseler ne harikalar yaratırlar kim bilir…

Alışık olmadığımız bir karikatür sergisi olmuş.

                                                                                      *

İkinci sergi durağım ‘ Sunay Akın Sanatın Oyuncakları Koleksiyonu’ndan bir seçki ‘ si oldu.

Küratör: MarcusGraf

Beklentim, çocuk oyuncakları müzesi benzeri bir sergiydi. Çünkü Sunay Akın deyince aklıma hemen  oyuncak müzesi geliveriyor. Bu konuda belleğimde zaten Musa Baran ve o var. Barbi bebekleri görünce  kendi kendime sorular sordum durdum. ‘’ Bunların yeri var mıydı?’’  gibi…

İşin içinde Sunay Akın olunca sesimi çıkarmamanın daha doğru olacağına inandım.

Beni asıl etkileyen sergi, üçüncüsü oldu:‘’  İSTİKLAL SERGİSİ İZMİR’DE  ‘’

Milli Mücadelenin 100. Yılında ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve Milli Mücadele’nin isimsiz kahramanlarını saygı ve minnetle anmak üzere hazırlanmış bir sergiydi bu.

Büyük Zafer’in 100. Yılına doğru mottosuyla basılan afişlerdeki  konu başlıklarını okuyunca o günleri yaşamış gibi oldum.

İzzettin Çalışlar’ın küratörlüğünü yaptığı sergi, büyük bir profesyonellikle hazırlanmış.

Grafik tasarımını yapan Cem Kozar, Işıl ÜnalKozar,  PATTU Ömercan Çakır, Ergin Taşçı,Serra Uludağ alkışlanmalı. Özgün obje, belge ve fotoğrafların sağlandığı kişi ve kurumlar da kutlanmalı.

Görselliğin yanı sıra gözlere kulaklara fısıldanır gibi tarihi bilgilerin sergilenmesi sergiyi çok daha anlamlı kılmış.

20. Yüzyıla girerken Osmanlı İmparatorluğunun nüfusunun 29.237.000 olduğunu okumamıştım tarih kitaplarında. Yüzölçümü de 4.980.000 kilometrekareymiş.

Günümüzde birer başkent olan Sarayburnu, Tiran, Üsküp, Sofya,Podgorica, Priştine, Lefkoşa, Şam, Beyrut, Tel Aviv, Amman, Sana, Kuveyt, Trablus, Bağdat, o günlerde birer Osmanlı şehri.

Avrupa’daki toprak kaybı ise şöyle:

Bulgaristan’da 25.257 kilometrekare. Yunanistan 55.919, Sırbistan 41.873, Karadağ 5.590, Arnavutluk’ta ise 25.734 kilometrekare.

Ekim 1912 ile Ağustos 1913 yılları arasında  Osmanlı ordusu 150 bin askerini yitiriyor.

5 asırdır kök saldığı topraklardan çıkarıldığı gibi onca kültürel varlığı da kaybediliyor.

Sergi Salonu; 1912-1922 On Yıllık Savaş, Mütareke ve İşgal, Direniş Ve Kuvayı Milliye, Düzenli Ordu Ve Sathı Müdafaa, Hukuk Ve Taarruz, İstiklal Ve Cumhuriyet gibi ana başlıklarla düzenlenmiş. Her bir döneme ait özgün bilgilerle de donatılmış.

Osmanlı topraklarında  36 sancak ve vilayette toplam 22 ayrı millet yaşıyor.

Bağımsızlıkçı düşüncelerin filizlenmesiyle konjonktürün günün birinde değişebileceğini o yıllarda birileri dillendirmiş midir diye düşünüyorum. Anakronizme düşmemek için bu konuyu es geçelim…

İlk TBMM Hükümetinin başkanı ve bakanlarının Ankara, Bursa, Kozan, Tokat, Denizli, Kastamonu, Yozgat, Erzurum, Aydın, Edirne, Sinop ve İstanbul mebuslarından oluştuğunu bu sergiyle öğreniyorum.

Kurtuluş Savaşı yıllarındaki efeler ve çetelere gelince…

Onlar da bir bir yer almış sergide.

Aydın’da Yörük  Ali, Akhisar’da Bakırlı Saçlı Mustafa, Aydın’da Demirci Mehmet Efe, Maraş’ta Sütçü İmam, Salihli’de Çerkez Ethem, Sakarya’da  İpsiz  Recep,Trabzon’da  Topal Osman, Afyon’da Şükrü Hoca,Fatsa’da Gökçen Efe, Aydın’da Danişmentliİsmail, Söke’de Cafer Efe, İzmir’de İsmail Efe, Mesutlu’daMestan Efe, Kepez’de Sancaktarın Ali…

İzmir’ e yürürken kurtarılan şehirler sayılırken Salihli unutulmuş. O dikkatimi çekti.

                                                                             *

Tarih okumayı sevmiyor olabilirsiniz.

Ülkemizin tarihini okumaktan ziyade yaşatan bu sergiyi mutlaka görmek gerek.

Görmek bir yana, başkalarının görmesi için de çaba sarfedeceğinize  siz de inanacaksınız.

Sergiyi gezerken oradaki ‘ Serginin Melekleri’nden yardım alabilirsiniz. Her biri tarih öğrencisi olsa gerek…

Mustafa Kemal’i görmüş gibi olacaksınız. Bugünlere gelmemizi sağlayan kurtuluşçu dedeleriniz ve ninelerinizle  gurur duyacaksınız. Tarihimizi yeniden okumuş olacaksınız.

Alkışlar İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığına!

Gururlandım. Bizi bugünlere taşıyan o yiğitlere şükranla!

                                                                                 *

Sergiler; çeşitli eser, ürün, düşünce ya da tekniğin tanıtım araçlarıyla birlikte hedef kitleye sunmak/ satmak/tanıtmak amacıyla önceden belirlenmiş alanlarda oluşturulan bir tanıtım/ tanıtma işi ya…

Olaylara/ konulara farklı bakmayı öğretmek gibi de bir yararı var bilindiği gibi.

Özellikle de öğretmek !

Üç sergiden de öğrendiklerim oldu.

Mutlu oldum doğrusu.

 

 

 

 


Bu yazı 127 defa okunmuştur.



Recai ŞEYHOĞLU Diğer Yazıları
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Namaz Vakitleri