05-06-2020 Nüket Hürmeriç
Nüket Hürmeriç

Nüket Hürmeriç

MAYIS 2020 İKİNCİ YARISINDA BİREYSEL KÜLTÜR SANAT ETKİNLİKLERİ

 

Nüket Hürmeriç / İzmir

Yazımın başında övünç kaynağımız piyanist, besteci Fazıl Say’dan, daha doğrusu onun son yapıtlarından biri olan “Şükran Türküsü”nden söz etmek istiyorum. Solo piyano için op.88 olup yaklaşık 5 dakika sürüyor.  Besteci bu yapıtını 23 Nisan 100.yıl eseri olarak tanımlıyor. Bayram günü önce sosyal medyada ulaştık. Birkaç kez youtube’dan dinledikten sonra bu yazıma başladım. Evinde çalarak kaydedilen bu yapıttaSay, öncelikle Atatürk’ün TBMM’ni açması ve Türk halkının egemenliğini ilan etmesi üzerine duyduğu şükran duygularını sese dönüştürmüş. Bu kısa yapıtının içli bir dokuda olduğu kadarumud doluolduğunu da açıklıyor. Yapıtın ortalarında İstiklal Marşımıza yaklaşan pasajlarla da sürpriz yapıyor. Say’ın ellerine, yüreğine sağlık.

Doğan Cüceloğlu ile söyleşi yapan Canan Dilâ’nın derlediği “Damdan Düşen Psikolog’a devam ediyoruz. Doğan Bey, öğrenciliği zamanında, psikolog değil profesör olmanın önemli olduğunu vurguluyor.Kütüphanede çalışıp özel İngilizce ve matematik dersleri vererek, maddi sıkıntısını hafifletiyor. İstanbul’da psikolojide dört yılda okuduğunu Amerika’da üç ayda okuyor. Politik olarak hem soldan hem de sağdan asistanlarla konuşarak farklı bir tutum sergiliyor. İdeolojik olarak her iki taraf da insan yetiştirmeye çalışıyordu. Genel bir eğilim olarak da, hoca nerede eğitim görmüşse asistanını da oraya gönderiyordu. Her iki taraf için de; düşünen, sorgulayan insan yerine “inanan insan yetiştirme” önemlidir. Oysa Mümtaz hoca için kutsal olan bilimsel düşüncedir. Medyada da ideolojik ve politik adanmışlık yoğundur. Amerika’da Los Angeles Times gazetesini örnek göstererek, gazetecilerin çok ayrıntılı araştırma yaptıklarını ve dolayısıyla  toplumun eğitiminde önemli bir rol oynadığını belirtiyor. Profesörlerimizden çok hayal kırıklığına uğradığını üzülerek söylüyor. Öğrencilerle iletişim kurarak enerjilerini kanalize etmek yerine polisiye önlemlerin alınmasını hiçbir zaman anlayamıyor. Amerika’dan bir uzmanla ortaklaşa “duygusal anlam” araştırması yaparlar. Bir örnek şöyle: “anne” kavramı Türk kültüründe; pek çok iyi, oldukça güçsüz ve az faal kişiyi temsil ederken, Amerikan kültüründe; biraz iyi, çok güçlü ve çok faal olarak temsil edebiliyor. Bu araştırma sonucu aynı zamanda Amerika Psikoloji Cemiyeti başkanı olan CharlesOsggod ile yolları yine birleşiyor ve asistanlık önerisi alıyor. Londra’ya kısa uğrayış sırasında, İngiliz Beyefendisinin küçümseyişiyle karşılaştığında, “modern Türkiye’nin temsilcisi olmaya karar vermesi, New York’ta-1963 yılları-kapının kendiliğinden açılması, buzlu çay ile şaşırtıcı tanışması, otobüste klima sistemi, otelde üçüncü musluktan buzlu su akması, televizyon ile ilkkarşılaşması kısa anektodlardandır. Amerikalı kadın görevlilerin güleryüzlülüğü, elle merhaba deyiş tarzları, gözlerinin içine bakarak konuşmasını anlamlandırmakta zorlanışı öteki uyumsuzluklar…Akademik yaşamında farklı düşüncelerin yeni anlayışlar doğurabileceği düşüncesine varması, hayvanlarda da düşünce sürecinin bulunması, yeteneklerin genlerle geçebilmesi, kas belleği, Amerikan tarihinde zencilerin daha düşük IQ’ları olduğuna inanmanın yanlışlığı, Chomsky ile birlikte; dilin sadece sesle olmak zorunda olmadığı, hareketlerle, görsel ve dokunsal olabileceği gibi yeni bir görüşe geçilmesi, zekâ testlerinin değişerek çok boyutlu zekâya oradan da duygusal zekâ kavramına geçilmesi, Amerikan kültürü içerisinde türetilmiş testlerden ötürü, ülkemizde gerçek yeteneklerin yakalanamaması, duygusal zekâyı yurdumuz için gönül zekâsı olarak  belirtmesi, zekânın “sorun çözebilme yeteneği”, aklın ise  “yaşam yönetebilme” olduğu tanımından hareketle,  toplum olarak “zeki” olduğumuz ama günlük çözümlerle yaşamı sürdürerek  akıllı olmadan zekice yaşayabildiğimizi,yaşamındaki en zevkli, en heyecan verici, en gelişimsel eğitim yaşantısını  Amerika’da gördüğüne inanması, yine orada belli alanda bir insan yetiştirmenin en büyük mutlulukları olması, düşünen insan yaratmak üzere örgütlenmiş bir yapıya sahip olmaları, Amerikalı kadınların biraraya gelmeleri, protestolar, yazmalar, çizmeler gibi mücadele vermeleri sayesinde, kazandıklarının farkında olmaları, vurguladığı öteki hususlar.Evlilik cephesinde olanlar ise şöyle: Emily ile hamile kalması sonucu zorunlu ve depresyonlarla geçen bir evlilik, ülkemizde yabancı ile evliliğinden ötürü askerliğini hak ettiği rütbede yapamama, âdet olduğu için evlenmeye tepkisini keşfetme, zamanla iki kız ve bir oğlan babasına dönüşmesi ve eş ile çocuklarının Türk kültürüne yabancılığından acı çekmesi, Türk çiftlerin konuşmadan bile birbirlerini anlayabilmesine  hayranlığı,…( sürecek )

Son şiirlerimden biri ise şöyle: MUTSUZLUKTAN ÖTE: Sorumluluk kaderin sırtında/

Mutsuzluksa dayatılmış/Ne yasa ne okul ne inancın/İşe yarar güzelliği yaşamaya/

Bırak kalsın kaygıların/Kedilerin gelişi güzel/Yüreğime yansıması da/Dinlemek körelmesin/ Papatya kokusu yerine/Aydınlık hemen gelmez/Çağır türküleri hüzünle…Şiirinceliğiyle…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Bu yazı 86 defa okunmuştur.



Nüket Hürmeriç Diğer Yazıları
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Namaz Vakitleri