13-03-2021 Nüket Hürmeriç

 

                                                

12.2.2021 günü TRT2’de, Verona’dan 10. Yıl Pavorotti Konseri vardı. 2017 yılı yapımı olup tenorLucianoPavarotti’nin 10. ölüm yılı nedeniyle düzenlenmişti. Konserde klasik müzikten başka pop klasiklerinden de örnekler seslendirildi. Yaşamı boyunca en yakın arkadaşları PlacidoDomingo ve JoseCarreras ile bir üçlü oluşturup, klasik ile pop arasındaki uçurumu kapatmaya yönelik çalışmalar yaptı. Pop müziğinin sevilen parçalarını arya tarzında yorumladılar. Bu iki arkadaşı konsere de gönülden katıldı. Konserde pop müziğin  “My Way” “Se Bastasse Una Canzone” gibi sevilen şarkılarının yanı sıra operanın Caruso, La Donna Mobile, Miserere, Passione, Una FurtivaLagrima, gibi gözde şarkılarını seslendirdiler. AndreaBocelli, Ramazotti de konserde yer aldı. Zaman zaman Pavarotti kayıtlarından bölümler perdeye yansıtıldı. Çok duygulu anlar yaşandı…

Hayranı olduğum Zülfü Livaneli’nin “Bizi Sürükleyen Nehir” adlı kitabını okudum. “Hayat Üstüne Düşünceler” açıklayıcı ikinci adı. Felsefe ve müzik gibi çift branşlı bir sanatçı olarak, onun süzme düşüncelerinden oluşan 307 sayfalık bir kitap. Hem Türk hem dünya yurttaşı kimliğine ulaşmış entellektüel bir kişilik. Sık sık tümceleri ikinci kez ya da daha yavaş okuyarak tadını çıkarma gereksinimi duyuyorsunuz.  Değerli sanatçımıza kolayca ulaşabildiğimiz için şanslı olduğumuz duygusu taşıyorum. Ne mutlu bize!..

Bir kısa öykü. Adı: Neden kahve ikram edilir?

Huzurevinde blok değiştirmiş ve yeni bir oda arkadaşı edinmişti. Arkadaşı gündüz uykusu yaparken rahatsız olmaması için, dışarı lobiye çıkmıştı. Amacı çiğdem yiyerek gazetesini okumaktı. Bir baktı iki kişi oturmuş konuşuyorlardı. Merhaba deyip fiziksel mesafeye uygun olarak en uzak yere oturdu. Bitişik odanın sahibi olan hemen size kahve yapayım, deyip kalktı. Bir şey diyemedi. Beklerken kalan kişi adını sordu. Ama sadece adını. Komşu oda sahibi kahveyi getirdi. Beraberinde şekerle kurutulup ince kıyılmış  portakal kabukları sundu. Kendisinin yaptığını belirtti. Teşekkür etti. Ev sahibi de yine yan oturup arkadaşıyla yarı sesli sohbetini sürdürdü. Bir süre bekledi. Onunla konuşmuyorlardı. Kahvenin ılınmasını beklerken düşündü. Onlarla konuşmaya karar verdi. Belediye ile Halk Eğitimin ortaklaşa düzenlediği iletişim kursundan aldığı cesaretle, denemeye karar verdi. Ve affedersiniz; kahve için teşekkürler ama ben sizi tanımıyorum, tanışalım,  dedim. Ev sahibi adını söyledikten sonra ev kadını olduğunu, eşinin hava astsubayı olduğunu, iki oğlu olduğunu belirtti. Adını öğrendiği konuk olan ise kalp kapakçıklarından iki kez ameliyat olduğunu açıkladı. Komşu çok eski iki arkadaş olduklarını belirtti. Kendisi de bilgi olsun diye önce makine mühendisi olduğunu söyledi. Kendisini tanıtmaya devam etmek istedi. Ama komşu sözünü kesti. Oğlunun da makine mühendisi olduğunu, kendi atelyesinde çalıştığını belirttikten sonra mesleğini icra edip etmediğini sormaz mı? Hay allah, yine geleneksel kadın mesleğine sahip olmamasının sorgulanmasını mı yaşayacaktı? Yaptığını,ama  alçak gönüllülük gösterip hastalığı yüzünden az yaptığını açıkladı. Konunun bu yöne çekilmesinden rahatsız olmuştu. Oysa hem emekli olalı 20 yıl geçmiş hem de 20 yıldan fazla süredir başka güzelliklere de yönelmişti. Çok sesli korolarda korist soprano olarak emek vermek, bireysel olarak şiirlerden bestelenmiş şarkıları akapella olarak söylemek,  sonra da kendisi de besteler yapmaya başlamak, piyano ve armoni dersleri almak, fotoğraf ve resim kursuna gitmek, şiir atelyesine giderek bir şiir kitabı ve kitaplığı sahibi olmak, daha bastıracak üç kitap projesi sahibi olmak gibi…Bunları belirtememişti. Komşusu kocasının çalışmasına izin vermediğini açıklamıştı.  Onun çalışan kadınlara olan kıskançlık, fesatlık duyguları sahibi olabileceğini hissetmişti. Neden kahve yapıp yan dönmüştü? Kendi ataklığıyla yetersiz de olsa iletişim kurmaya çalışmıştı. Sonra iyi günler dileyerek odasına çekilmişti. Kafasında bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır tekerlemesi, depresyona iyi geldiğine ilişkin psikiyatrist ve psikolog onayları dönüp dolaşıyordu. Komşusu çok fazla düşünmeden âdet olduğu için, belki de görev gibi görüp kahve yapmış ama önce konuşmayı reddetmişti. Bir daha kahve yapmayı önerenlere, belki de önce aynı komşuya, neden kahve yapmak istediğini sorup şaşırtmak arzusu duydu. İletişimsiz, sohbetsiz kahve içmek istemediğini, âdet olduğu için kahve yapmamalarını söyleyebileceğini düşledi. Kahve ikram etmek art niyeti engellemiyordu. Düşünüp beklemeye karar verdi. Çünkü kendisi depresyona iyi geldiğini öğrenince 55 yaşından sonra içmeye başlamıştı. Ne tat alıyordu ne de içer içmez kendini iyi hissediyordu. Sadece üzüntüden halsizleşip yataklara düşmekten kurtulmuştu. Bu da kendisi için çok önemliydi...Sahi, neden kahve ikram edilir?..

3.1.2021 günü TRT2’de Fransız yönetmen François Truffaut’un “400 darbe” adlı filmini izledim. Baş roldeki çocuk;  en çok, sert öğretmen ile sert ve sevgisiz anneden psikolojik şiddet görüyor. Arkadaşıyla okulu asarak hayatın tadını çıkarıyorlar. Lunaparkta eğlenmeler, sinemada film izlemeler, bir erkeğe muzipçe “iyi günler bayan”  diyerek kaçmalar, kukla gösterisi izlemek bunlardan bazıları. Okulda gereksiz bilgilerin verildiği eleştirisi, çocuğa ailede sert cezalar verilmesi, annenin babaya ihaneti gibi hayatın acı gerçekleri. Bunlar ergenlik çağına giren bir çocuk  için katlanması zor şeyler.Sonunda çocuğun okuldan atılması ve bir ıslah evine verilmesi. Oraya da dayanamayarak kaçıp, hiç görmediği deniz kıyısına ulaşması. Çocuğun; aileye, sisteme isyanı ve özgürlük arayışı. Hangimiz isyan etmedik ki?!..Sinema eleştirmeni Mehmet Açar film sonu için“unutulmayan bir final” dedi.Bir kez daha izlemek isterim…

Herkese Bilim Teknoloji Dergisi 248. sayısında, bizi Koç Üniversitesi Rahmi M. Koç Bilim Madalyası kazanan iki kadın profesör ile tanıştırıyor. Prof. Dr. Hatice Altuğ, en büyük tutkusunun fizik olduğunu belirterek, gençlere en sevdiği işi bulup tutkuyla yapmalarını salık veriyor. Prof. Dr.  Filiz Garip ise; yeniden başlama enerjisine sahip olan göçmenlere yönelmiş. Kendileriyle yapılan röportajı okuyunca, neden ben de öyle olmayayım diyecek gençlerin çıkabileceğini düşünüyorum. Her hafta çıkan bu dergiyi okuyarak,ufkumuzu genişletip aydınlanalım…

  (Nüket Hürmeriç / İzmir)

 


Bu yazı 330 defa okunmuştur.



Nüket Hürmeriç Diğer Yazıları
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Namaz Vakitleri