31-05-2020 Konuk Yazar
Konuk Yazar

Konuk Yazar

PANDEMİNİN BİZE BULAŞTIRDIĞI VİRÜS TELEFON VE OYUN BAĞIMLILIĞI

 

Korona virüsten dolayı tüm insanlık evlerine kapandı. Ülkemizde de durum dünyadan farklı değil aslında. Mart ayından bu yana sokağa çıkma yasakları ve 65 yaş üstü 20 yaş altı kısıtlamalarıyla hepimiz evlerimize kapandık. Bu süreçte virüsten daha tehlikeli ve yaşam enerjimizi yok edici bir bağımlılığa doğru hızla gidiyoruz.

Sosyal medya aracılığıyla izlenilen doğru yanlış haberler izlenilmemesi gereken onca görüntü ve videolar maalesef insanlarda kaygıyı ve korkuyu beraberinde getirdi. Evlerinde mahsur kalan biz insanoğlu evde nasıl vakit geçireceğimizi bilemez bir duruma geldik. İşte tamda bu durumda zaten hayatımızın bir parçası olan ekrana bağımlı hale geldik.

Ekran yani bilgisayar yani televizyon yani tablet yani telefon... Bunların hepsi ekran ve biz bu süreçte maalesef bunların esiri haline geldik. Dersler ekrandan izlenmeye başlandı... Çünkü başka seçenek yoktu... Süreç uzadıkça sıkıldık sıkıldıkça da hepimiz ekrana kitlendik... Baba telefonla sosyal medyaya, anne dizilere ve yemek programlarına, çocuklar ise oyunlara kurban edildi ve maalesef Her çocuğun eline susturucuları verilerek odalarına gönderildi. Son zaman modası YouTuberlar işin ayrı bir traji komik hikayesi. Velhasılı zamanımızı ekranlara esir ettik. Kendimizi de bu camın ardında oynanan oyunlara, dönen dolaplara bağımlı hale getirdik.

Sahi neydi bağımlılık, bağımlılık kişinin bir nesneye, kişiye ya da bir varlığa duyulan önlenemez isteği. Konumuzla ilişkilendirmek gerekirse kişinin teknolojiyi kullanmada ve onunla ilişkisinde kişinin iradesini kaybetmesi..  Zaman içinde kişinin kendisini denetleyememesi ve onsuz bir yaşam sürememeye başlaması halidir.Kişi yapmak zorunda olduğu işleri yapamayacak hale gelir yada sürekli erteleme davranışı gösterir. Örneğin ev işlerini yapmak zorunda kalan annenin işlerini ötelemesi, bakmak sorumluluğunda olduğu çocuklarını ihmal etmesi yada sınava hazırlanan veya ödevlerini yapması, öğrendiklerini tekrar etmesi gereken bir öğrencinin bu sorumluluklarını ertelemesi bugün değil yarın bu hafta değil haftaya yaparım düşüncesiyle zamanını bağımlı olduğu nesneye kaptırması örnek verilebilir.

Aslında bağımlılık adım adım gelişir. Kişi önce merak eder ve onu inceler ve denemeye karar verir. Bu birinci adımdır bunda sorun yoktur kişi merak eder dener ve merak duygusunu giderir.

İkinci aşama sosyal kullanımda çevresiyle bunu kullanan grupla özdeşim kurar ve o gruba ait olmaya çalışır. İşte bu sosyal kullanım bağımlılığı başlatan ilk adımdır.

Üçüncü adım belli bir amaç gütme duygusu. İşte yaşanılan sıkıntı burada boy gösterir. Virüsten dolayı eve kapanan bireyler o kadar çok boş zaman bulurlar ki yapacak etkinlik bulamayınca, can sıkıntısından ve anlık yada gelecekle ilgili kaygılarından kurtulmak, zevk almak, problemlerden kaçmak,zamanı doldurmak gibi düşüncelerle teknolojik aletleri kullanmaya başlar ve kullanmaya devam eder.

Son aşamada ise kişi bağımlı kullanıcı haline gelir. Yani sorunun ağına takılıp kalır. Kişi artık bu ekranı kullanması için bir sebep aramaz. Bütün zamanını ve eylemlerini bağlandığı ürüne göre planlar.

Özetle teknolojik aletler olmadan yaşam sürmek neredeyse imkansız hale gelir. Kişi onsuz yapamaz hale gelir. Sürekli aklında o vardır. Yatarken yanındadır uyurken bile aklı ondadır. Gece kalksa bile ilk elini attığı şey teknolojik alettir. Sabah gözünü onunla açmaktadır. Bağımlı kişi Yaşama değil teknolojiye bağlanmıştır. Artık birey Günde 5000 binden fazla telefona dokunmak gibi bir bağımlılığa sürüklenmiştir. Ben istersem bırakırım ve bir kere denemekten birşey olmaz diyen kişi o nesnenin artık bağımlısı haline gelmiştir.

Ayrıca kişi nesneyi (telefon, tablet, bilgisayar vb) hayatının merkezine almışsa, Başında geçirilen vakit her geçen gün artarak devam ediyorsa ki bu okulöncesi çocuklar için 45 dakika ilkokul 1.kademe için 1 saat 2. Kademe için 1 saat 30 dakika ve diğerleri için 2 saat ile sınırlandırılmalıdır.

Kişi bu nesnelerden uzak kaldığında yada uzaklaştırıldığında, kişide öfke, kızgınlık, mutsuzluk, yoksunluk, huzursuzluk gibi belirtiler ortaya çıkıyorsa. Fiziksel, ruhsal, duygusal, bilişsel sorunlar oluşturmasına rağmen kişi kullanmaya devam ediyorsa. Zaman kontrol edilemez hale geliyorsa ve sen uyandığında ilk telefona vb. bakıyorsan, tuvalete bile onunla gidiyorsan, birisi sana bişey anlatırken telefona vb bakmaya devam ediyorsan, arkadaş ortamında sürekli gözün ekrandaysa, aklın sürekli onda kalıyorsa, kaç kişi beğendi yorum yaptı gördü gibi saplantılı düşünceler seni esir almışsa evetttt sen teknoloji bağımlısı haline gelmişsindir..

Peki, Kemal hocam bundan biz nasıl kurtuluruz dediğinizi duyar gibiyim. Bağımlılıktan kurtulmanın en birinci yolu onu kabul etmenizdir. Evet, ben bir bağımlıyım ve bundan kurtulmam gerekir düşüncesini dile getirmenizdir. Bağımlısı olduğun nesneyle Ne zaman ve nasıl bir ilişki yaşadığını bir düşün.

Nesneyle neler yapıyorsun nerelere girip çıkıyorsun hangi duyguları yaşıyorsun. Kısaca ne kadar ve nerelerde zaman harcıyorsun bunun kaydını tutmak işe yarar. Nesneden uzak durman çok önemli.. En başta kolay olmayacaktır elbet. Ama gerçekten istersen ve kendine sürekli bu telkinleri vermeye devam edersen olacaktır. Sabırlı ol güzel dostum. Mesela uyuduğun odaya telefonu vb nesneyi almayacaksın. Evin içinde telefonsuz bir hava sahası oluşturman işe yarar. Telefonsuz zaman dilimleri belirlemek ondan uzak durmanı sağlar.

Özellikle ders çalışırken ondan uzak dur. İnternet ve sosyal medya uygulamaları varsa onları geçici bir süre kaldırabilirsin. Akıllı telefondan tuşlu telefona geçebilirsin.

Anne ve Babalar olarak,  Bu teknolojik aletleri ya da oyunları yasaklamak yok etmek kaldırıp saklamak ceza vermek bunların hiç biri çocukları da bu olumsuz davranışı yok edip söndürmez. Eğer biz çocuklarımızı internetten, telefondan, oyundan uzak tutmak istiyorsak önce rol model olmak zorundayız. Sizin yapmadığınız bir şeyi çocuğunuzdan istemek asla işe yaramaz bu sadece bir beklentidir ve sonuç öfke ve hayal kırıklığıdır.

Dolayısı ile önce bizim kendimize bir çeki düzen vermemiz gerekir. İşte bu boşluğu ailecek mutlaka yapabileceğimiz etkinlikler beceriler ve hobiler ile doldurmalı ve birlikte bu etkinlikleri pandemi günlerinde birlikte yapmaya çalışmalıyız. Mesela Bir müzik aleti çalmak yada biz müzik aleti çalmayı öğretmek, çiçek beslemek onları sulamak, çiçekleri ekmek onları biçmek, budamak, evcil bir hayvan alıp onunla zamanı değerlendirmek, akvaryum edinmek balıkları izlemek akvaryumu temizlemek, örgü örmek, mutfakta ekmek yapmaktan tutunda yemek yapmaya kadar beceriler edinmek ve bunları uygulamak, şiir yazmak, günlük tutmak, kitap okumak, yabancı dil öğrenmeye çalışmak,akıl ve zeka oyunları ile birlikte zaman geçirmek, klasik ev oyunları oynamak,sohbet etmek zamanı etkili ve verimli bir şekilde değerlendirmek teknolojik bağımlılıklarımızdan kurtulmak açısından örnek verilebilir. Yok etmek değil o boşluğu doldurup bireyi meşgul etmek temel prensiptir.

Z kuşağı olan nesil mutlaka verilen zaman sınırlamaları içinde ekranla yüzleşecek onlarla vakit geçirecektir. Çocuk için oyun, ergenlik dönemindeki genç için sosyal medya olmazsa olmazlar arasındadır. Buradaki hassasiyet çocuğumuza ne kadar güvenirsek güvenelim mutlaka kontrol etmemiz gerektiğidir. Nerelere girip çıktığı, kimlerle iletişim halinde olduğu,hangi sitelere takıldığı,oynadığı oyunların içeriği gibi paylaşımların mutlaka bilinmesi ve aile güvenliğinin oluşturulması ekranın kapıdan bakıldığında görülmesi gibi tedbirlerin alınması da önemlidir. Ergenlik dönemindeki gencin duyguları ve mahrem alanı göz önünde bulundurulmalı gençle sohbet edilmeli ve konuyla ilgili bilinç düzeyi artırılarak farkındalığının yükseltilmesi sağlanmalıdır. Her şeyi denedikten sonra halen bağımlılıkla ilgili sorunlar yaşanıyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır. Ekrana değil hayata bağımlı kalmak umuduyla...

(Kemal Hilmi Çelebi Uzman Klinik Psikolog İletişim 05056792193)


Bu yazı 169 defa okunmuştur.



Konuk Yazar Diğer Yazıları
Köşe Yazarları
Çok Okunan Haberler
Namaz Vakitleri